Suriye’de Tam Entegrasyon Dönemi ve Terörün Tasfiyesi
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Suriye’de Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan ve tam entegrasyonu öngören süreci teknik ve stratejik açıdan değerlendirdi. Özgöker, bu gelişmeyi basit bir “anlaşma” olarak değil, aslında bölgedeki terör unsurları için bir “teslimiyet belgesi” olarak nitelendirdi. Özellikle Deir ez-Zor ve Rakka gibi kritik bölgelerin kontrolünün tamamen Suriye merkezi yönetimine geçmesinin, bölgedeki yapay otorite boşluğunu sona erdirdiğini vurguladı.
Anlaşmanın Suriye’nin egemenliği açısından hayati sonuçlar doğurduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, enerji ve su kaynaklarının yönetiminin yeniden merkeze bağlanmasına dikkat çekti. Fırat’ın doğusundaki petrol sahalarının, doğalgaz kaynaklarının ve stratejik barajların terör örgütünün elinden çıkmasının, bu yapıların en büyük finansman ve lojistik damarını kestiğini ifade etti. Özgöker’e göre, ekonomik kaynakların merkezi hükümete devri, Suriye’nin tam bağımsız ve egemen bir devlet olma yolundaki en büyük adımıdır.
Bölgedeki demografik gerçekler ve aşiretlerin rolü üzerine de önemli tespitlerde bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bölge nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan Sünni Arapların geçmişteki dışlayıcı politikalar nedeniyle geçici olarak bu yapılara mecbur bırakıldığını hatırlattı. Yeni yönetimle birlikte aşiretlerin Şam hükümetine destek vermesinin, SDG/YPG’nin “100 bin kişilik ordu” iddialarının ne kadar temelsiz olduğunu ve bu yapının aslında bir avuç militandan ibaret olduğunu ortaya çıkardığını savundu.
Küresel aktörlerin bölge üzerindeki etkisinin zayıfladığı bir konjonktüre girildiğini savunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin odağının Suriye’den çekilerek Grönland, Panama ve Ukrayna gibi farklı jeopolitik noktalara kaydığını belirtti. Trump yönetiminin bu stratejik öncelik değişiminin, bölgedeki terör örgütlerini hamisiz bıraktığını ve Türkiye’nin uzun süredir yürüttüğü kararlı diplomasinin meyvelerini vermeye başladığını dile getirdi. İsrail dışındaki neredeyse tüm desteklerin kesilmesiyle, bölgenin terörden arındırılma sürecinin hızlandığını ekledi.
Anlaşmanın maddeleri arasında yer alan güvenlik birimlerinin birleştirilmesi ve sınır kontrollerinin devri meselelerine değinen Özgöker, bir ülkede iki ayrı ordu olamayacağının altını çizdi. Suriye vatandaşı olmayan PKK/Kandil unsurlarının sınır dışı edilmesi ve yerel unsurların merkezi orduya entegre edilmesinin bölgesel barış için tek yol olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu sürecin Suriye’nin kuzeyindeki “vakum” etkisini yok ederek terörün kuluçka alanlarını tamamen kurutacağını belirtti.
Sonuç olarak Türkiye’nin “terörsüz bölge” vizyonuna her zamankinden daha yakın olunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, güçlü bir Şam ve Bağdat hükümetinin varlığının en çok Türkiye’nin bekasına hizmet edeceğini söyledi. Sınır hattındaki bataklığın kurumasıyla birlikte Türkiye’nin iç güvenliğinin de tam tahkimata ulaşacağını belirterek, yeni Suriye nizamının tüm Ortadoğu için istikrar kapısı araladığını kaydederek değerlendirmelerini tamamladı.