Orta Doğu’da 21. Gün: Küresel Güç Savaşları ve Türkiye’nin Stratejik Aklı

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’da 21. gününe giren İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmaları küresel bir perspektifle analiz etti. Bölgedeki sivil kayıpların ve yıkımın boyutlarına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, savaşın yalnızca askeri bir operasyon olmadığını, kökleri derinlere uzanan bir jeopolitik dizayn çabası olduğunu vurguladı. Bayramın birinci gününde bölge genelinde artan sivil kayıpları ve sığınaklara hapsolmuş hayatları değerlendiren Özgöker, bu kaosun Türkiye sınırlarına sıçramamasının Ankara’nın yürüttüğü akılcı devlet politikasının bir sonucu olduğunu belirtti.

Savaşın tarafları arasındaki stratejik hamleleri yorumlayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran’ın 3.000 yıllık devlet geleneğine atıfta bulunarak, bu kadim yapının kolayca teslim olmayacağını ifade etti. Özellikle kara harekatı tartışmalarına değinen Özgöker, İran gibi geniş ve dağlık bir coğrafyanın işgal edilmesinin askeri bir intihar olacağını savundu. Vietnam ve Afganistan tecrübelerini hatırlatarak, ABD’nin bu tür bir bataklığa saplanması durumunda bunun küresel dengeleri temelinden sarsacağını ve ABD iç siyasetinde telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını dile getirdi.

ABD Başkanı Trump’ın şantaj ve baskı altında bu savaşa sürüklendiği yönündeki iddiaları değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Amerikan derin devletinin siyonist lobilerle olan karmaşık ilişkisine dikkat çekti. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun kendi siyasi bekası için bölgeyi topyekun bir savaşa sürüklemeye çalıştığını belirten Özgöker, “sahte bayrak” operasyonları ile Türkiye ve Azerbaycan gibi ülkelerin bu ateş çemberine çekilmek istendiğini vurguladı. İran içindeki bazı otonom yapıların Mossad tarafından manipüle edilme ihtimaline karşı uyarılarda bulundu.

NATO’nun savaşa dahil edilme çabalarını da analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump’ın “yük paylaşımı” bahanesiyle faturayı Avrupa ülkelerine kesmeye çalıştığını ifade etti. İngiltere’nin bölgedeki üslerini kullandırması ve Kıbrıs’ın bir askeri yığınak haline getirilmesi konusundaki risklere değinen Özgöker, Türkiye’nin NATO içindeki vetosu ve bölgedeki garantörlük haklarının bu planların önündeki en büyük engel olduğunu belirtti. Mavi Vatan stratejisinin ve Kıbrıs’taki Türk varlığının, Doğu Akdeniz’in güvenliği için hayati önem taşıdığını hatırlattı.

Körfez ülkelerinin bu süreçteki tutumunu da mercek altına alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran’ın komşu Müslüman ülkeleri hedef almasını “büyük bir stratejik hata” olarak nitelendirdi. Sünni-Şii çatışmasını körüklemenin yalnızca İsrail’in çıkarlarına hizmet edeceğini vurgulayan Özgöker, Türkiye’nin arabuluculuk çabalarının önemine işaret etti. Ankara’nın “kimse gücümüzü sınamasın” mesajının tüm taraflar için caydırıcı bir unsur olduğunu belirten Özgöker, Türk devlet aklının bölgedeki sinsi planları boşa çıkarma konusundaki kararlılığının altını çizdi.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Orta Doğu’daki bu çok boyutlu krizin ancak güçlü bir diplomatik irade ve bölgesel iş birliği ile çözülebileceğini savundu. Emperyalist güçlerin enerji ve petrol hırsının bedelini bölge halklarının ödememesi gerektiğini ifade eden Özgöker, Türkiye’nin hem askeri gücü hem de diplomatik tecrübesiyle barışın teminatı olmaya devam edeceğini belirterek analizini tamamladı.