Doğu Akdeniz’in Jeopolitiği ve KKTC’nin Geleceği: Stratejik Bir Bakış

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) siyasal hayatından Doğu Akdeniz’deki enerji savaşlarına kadar geniş bir yelpazede kritik analizler sundu. Programda, özellikle uluslararası ilişkilerdeki “realist paradigma” çerçevesinde devletlerin menfaat ve güç odaklı hareket ettiğine dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, KKTC’nin sadece bir toprak parçası değil, Doğu Akdeniz’de sabit bir “uçak gemisi” stratejik önemine sahip olduğunu vurguladı. Özgöker, tarihten günümüze uzanan güç dengelerini yorumlarken, ekonomik rekabete dayanamayan yapıların askeri güçleri ne kadar büyük olursa olsun çökmeye mahkûm olduğunu hatırlattı.

Kıbrıs meselesinin ekonomik boyutuna özel bir vurgu yapan Prof. Dr. Uğur Özgöker, KKTC ekonomisinin yapısal bir dönüşüme ihtiyaç duyduğunu belirtti. Devletçi ekonomik modellerin verimsizliğine değinen Özgöker, rekabetçi bir serbest piyasa ekonomisinin tesis edilmesinin KKTC’nin refahı için kaçınılmaz olduğunu savundu. Geçmişte Türkiye’de gerçekleştirilen özelleştirme ve rekabet kanunu çalışmalarındaki tecrübelerini paylaşarak, Kıbrıs’ta da liyakate dayalı teknokrat hükümetlerin ve başkanlık sisteminin bu fasit daireyi kırmak için en rasyonel yol olduğunu ifade etti.

Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve jeopolitik kuşatma çabalarını değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini ile bu oyunları bozduğunu dile getirdi. İsrail ve Rum yönetiminin Türkiye’yi enerji denkleminin dışında bırakma girişimlerinin kadük kaldığını belirten Özgöker, ABD’nin dahi Türkiye’nin bölgesel gücü karşısında geri adım atmak zorunda kaldığını hatırlattı. Kıbrıs’ın jeopolitik bir karakol olduğunu ve Türkiye’nin garantörlük haklarından asla feragat etmemesi gerektiğini savunan Özgöker, 1960 Anayasası’ndan doğan haklarımızın korunmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

Kıbrıs’ın çözüm vizyonu üzerine de iddialı açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, artık federasyon gibi çökmüş modellerin zaman kaybı olduğunu, “egemen eşit iki devletli çözüm” modelinin dünyadaki yeni gerçekliklerle örtüştüğünü savundu. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya örneklerinden yola çıkarak, dünyada bağımsızlık eğilimlerinin arttığını belirten Özgöker, KKTC’nin tanınma yolundaki en büyük gücünün ekonomik bağımsızlık ve stratejik ittifaklar olduğunu dile getirdi. Ayrıca, Dubai ve Abu Dabi gibi merkezlerden kaçan sermayenin Doğu Akdeniz’deki yeni güvenli limanının Türkiye ve KKTC hattı olabileceğini öngördü.

Programda İsrail’in “Arz-ı Mevud” idealinin bölgedeki yıkıcı etkilerine de değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu tür yayılmacı politikaların sadece bölge halklarına değil, küresel barışa da tehdit oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin bölgedeki oyun kurucu rolünün ve sağduyulu diplomasisinin bu sinsi planlara karşı en büyük direnç odağı olduğunu vurgulayan Özgöker, Kıbrıs Türk halkının onurlu mücadelesinin Türkiye’nin desteğiyle mutlak bir başarıya ulaşacağına olan inancını tazeledi.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, KKTC’nin geleceğinin rasyonel bir devlet aklı, güçlü bir ekonomi ve kararlı bir dış politika ile şekilleneceğini belirtti. Bölgesel kaosun ortasında KKTC’nin istikrarlı ve refah dolu bir devlet olarak yükselmesi için atılması gereken yapısal adımların ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak analizini tamamladı.