Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in Arnavutluk’a bağlı Sazan Adası’nda hayata geçirmek istediği lüks tatil köyü projesinin sıradan bir turizm yatırımı olmadığını belirtti. Bu projenin Siyonist İsrail’in Doğu Akdeniz ve Adriyatik hattındaki yeni stratejisinin bir ayağı ve İbrahim Anlaşmaları’nın bir uzantısı olduğunu ifade etti. Özgöker, Soğuk Savaş yıllarında Enver Hoca’nın Sovyetler Birliği ile işbirliği yaparak adaya nükleer saldırılara dayanıklı denizaltı sığınakları inşa ettirdiğini hatırlattı. Bu bağlamda, adanın sadece jet sosyete için bir eğlence merkezi değil, aynı zamanda olası bir savaş durumunda güvenli bir yeraltı üssü olarak tasarlandığını dile getirdi.

Doğu Akdeniz’deki enerji politikalarına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, EastMed projesinin bu adımlarla yeniden canlandırılmak istendiğini söyledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve İsrail’in bulunduğu bölgede keşfedilen devasa doğalgaz rezervlerinin Avrupa’ya taşınması planının İsrail ve ABD tarafından hala aktif olarak desteklendiğini belirtti. Özgöker, Sazan Adası projesinin Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisine karşı oluşturulan; Kıbrıs, Girit, Yunanistan ve Adriyatik üzerinden İtalya’ya uzanan bu yeni jeopolitik ve enerji ekseninin çok kritik bir parçası olduğunu vurguladı.

Arnavutluk’un iç dinamiklerine de değinen Özgöker, Başbakan Edi Rama’nın projeyi ekonomik beklentiler ve Avrupa Birliği fonları umuduyla desteklediğini, bütünüyle ABD’nin güdümünde hareket ettiğini ifade etti. Ancak Arnavutluk halkının milliyetçi bir tutum sergileyerek, milli servetleri olan bu stratejik adanın yabancı sermayeye peşkeş çekilmesine büyük tepki gösterdiğini belirtti. Özgöker, halkın bu projeyi bir hakaret ve örtülü işgal olarak algıladığını, dolayısıyla ülkede başlayan protestoların ileride ciddi bir siyasi istikrarsızlığa yol açabileceğini dile getirdi.

Avrupa Birliği’nin genişleme politikalarını eleştiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Batı Balkan ülkelerini birliğe hızla katma vizyonunun asıl amacının Türkiye’yi çevrelemek olduğunu savundu. AB’nin şartları esneterek Arnavutluk gibi ülkeleri içeri almayı planlarken Türkiye’yi bu denklemin tamamen dışında tuttuğunu belirtti. Özgöker, Türkiye’nin yalnızca imtiyazlı ortaklık gibi kavramlarla oyalandığını ve Avrupa’nın asıl hedefinin Türkiye’nin Batı Balkanlar ve Doğu Akdeniz ile olan bağını tamamen koparmak olduğunu söyledi.

Kafkaslar ve Orta Asya jeopolitiğini de değerlendiren Özgöker, Ermenistan’ın Batı’ya ve dış dünyaya açılabilmesi için Türkiye’yi devre dışı bırakmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını belirtti. Nikol Paşinyan’ın da bu jeopolitik gerçeği kavrayarak Türkiye ve Azerbaycan ile yeni bir işbirliği zemini aradığını ifade etti. AB ve İsrail’in Orta Asya’da Türkiye’nin artan nüfuzunu dengelemek için ekonomik hamleler yaptığını belirten Özgöker, Türkiye ve Azerbaycan’ın liderliğindeki Türk Devletleri Teşkilatı’nın yarattığı derin siyasi ve askeri dayanışmanın, bu dış müdahaleleri etkisiz kılacak büyük bir fırtınaya dönüştüğünü vurguladı.