Prof. Dr. Uğur Özgöker, Alihan Kuriş suç örgütüne yönelik yürütülen geniş kapsamlı soruşturma ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin Feth-i Kabir kararını değerlendirmiştir. Denizolgun’un 60 yaşında, hiçbir kronik rahatsızlığı bulunmayan sağlıklı bir devlet adamı olduğunu hatırlatan Özgöker, vefatından kısa süre önce Antalya’da cemaat mensuplarına “bana ihanet ettiniz” dediğini ve ardından Beykoz’daki evinde aniden hayatını kaybettiğini anımsatmıştır. O dönem ölüm raporunu düzenleyen heyetteki isimlerden birinin daha sonra FETÖ iltisaklı çıkmasının şüpheleri kuvvetlendirdiğini belirten Özgöker, mezarın açılarak adli tıp uzmanlarınca yapılacak toksikolojik, kimyasal ve histolojik analizlerin olası bir zehirlenme ya da cinayet şüphesini aydınlatacağını ifade etmiştir.
Süleyman Hilmi Tunahan döneminden 2016 yılına kadar yapının geleneksel olarak vatansever, medrese kökenli kadrolarla daima devletin ve meşru iktidarların yanında yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından dengelerin tamamen değiştiğini kaydetmiştir. FETÖ’nün devleti ele geçirme projesi çökünce ortaya çıkan boşluğun Alihan Kuriş yönetimi ve Alman dış istihbaratı (BND) destekli yeni bir klik tarafından devralındığını savunan Özgöker, geçmişte Avrupa’daki gurbetçilerden toplanan paralarla Türkiye’de Kur’an kursları ve yurtlar açılırken, 2016 sonrasında bu mali akışın tersine döndüğünü dile getirmiştir. Türkiye’de toplanan kaynağı belirsiz devasa fonların paravan şirketler, holdingler ve döviz transferleri üzerinden Almanya’nın Köln kentinde inşa edilen 70-100 milyon avroluk merkeze aktarıldığını belirterek, yapının uluslararası bir finans ve istihbarat ağına dönüştüğünü söylemiştir.
İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Tel Aviv sokaklarına astırdığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan seçim afişlerini analiz eden Özgöker, bu hamlenin derin bir korkunun tezahürü olduğunu belirtmiştir. Netanyahu’nun şahsi yolsuzluk davalarından hapse girmemek adına savaşı kasten uzattığını ve yaklaşan seçimleri kaybetme paniğiyle suni düşmanlar yaratarak kendi tabanını konsolide etmeye çalıştığını ifade etmiştir. Gazze, Lübnan ve Golan Tepeleri’ndeki işgal politikalarının karşısındaki en kararlı aktörün Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu vurgulayan Özgöker, dünyada yükselen adalet talebini ve İsrail’in yalnızlaşmasını tetikleyen en önemli liderin Erdoğan olduğunu, Netanyahu’nun da bu küresel direnç karşısında büyük bir fobi geliştirdiğini dile getirmiştir.
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında başlatılan adli soruşturmayı ve sarf ettiği “demokratik yollarla iktidarı düşüremezsek Türk halkını cezalandıracak uluslararası girişimler yapılacak” ifadelerini eleştiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu tür açıklamaların kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır. Ertürk’ün geçmişte NATO Savunma Koleji’nde ve Londra’da askeri ataşe olarak görev yaptığını hatırlatan Özgöker, bu ifadelerin basit bir kişisel öfke olarak görülemeyeceğini, arkasında geçmişteki Batı merkezli vesayet alışkanlıklarının ve dış müdahale heveslerinin izlerini barındırdığını savunmuştur. Türk milletinin 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz süreçlerinde ağır bedeller ödediğini belirten Özgöker, Türkiye’de iktidarın yalnızca milletin sandıktaki hür iradesiyle değişebileceğini, vesayetçi ve darbeci hiçbir söyleme prim verilmeyeceğini kaydetmiştir.
Son olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı “ABD toprağı” ilan etme yönündeki sanal medya paylaşımlarını değerlendiren Özgöker, bu tür çıkışların sahadaki jeopolitik gerçeklerle örtüşmeyen bir algı stratejisi olduğunu ifade etmiştir. 1.7 milyon kilometrekarelik dağlık coğrafyası ve 93 milyonluk nüfusuyla İran’ın Hürmüz üzerinden karadan işgal edilmesinin imkânsız olduğunu, olası bir askeri maceranın ABD açısından Vietnam’dan çok daha ağır kayıplar doğuracağını belirtmiştir. Trump’ın kışkırtıcı söylemlerinin bölgedeki ateşkesi ve barış zeminini dinamitlediğini söyleyen Özgöker, küresel enerji krizinin çözümü için tarafların gerçekçi diplomasi masasına dönmesi gerektiğini vurgulayarak analizini tamamlamıştır.