A Haber ekranlarında Melih Altınok’un sunduğu Sebep Sonuç programında, Doğu Akdeniz’de Girne açıklarında meydana gelen ve 267 yolcunun bulunduğu katamaran tipi feribotun batmasıyla sonuçlanan deniz faciası ile Türk siyasal hayatındaki son parti içi ayrışmalar çok boyutlu olarak masaya yatırılmıştır. Programa katılan Deniz Emniyet Derneği Başkanı Kaptan Dr. Cahit İstikbal, Prof. Dr. Uğur Özgöker, Emekli Tuğgeneral Dr. Hüseyin Fazla, gazeteciler Murat Özer ve Bercan Tutar, hem denizcilik emniyeti hem de siyaset sosyolojisi ekseninde teknik ve stratejik değerlendirmelerde bulunmuşlardır.
Girne Açıklarındaki Feribot Faciası ve Deniz Emniyeti Analizi
Girne açıklarında 514 metre derinliğe gömülen, 8 kişinin hayatını kaybettiği ve 20 kişinin kaybolduğu katamaran tipi deniz otobüsü kazasının teknik nedenleri üzerinde duran uzmanlar, facianın tek bir sebebe değil, birden fazla olumsuz faktörün üst üste binmesine dayandığını vurgulamıştır:
-
Katamaran Gövde Yapısı ve Açık Deniz Dinamikleri: Çift tekneli (katamaran) deniz araçlarının göl ve kapalı iç deniz koşullarında yüksek sürat avantajı sunduğu, ancak açık Akdeniz sularındaki ağır deniz şartlarına her zaman uygun olmadığı belirtilmiştir. İki gövde arasındaki bağlantı platformunun dalgaların alttan vurduğu sert hidrodinamik darbelere (“dövünme” / slamming etkisi) maruz kalması, yapısal yorulmayı ve mukavemet kaybını tetikleyen temel risk unsuru olarak nitelendirilmiştir.
-
Hava Koşulları ve “Ölü Dalga” (Swell) Riski: Aslen Kıbrıslı olan Prof. Dr. Uğur Özgöker’in bölgedeki meteorolojik tabloya dair aktardığı üzere; kazadan bir gün önce adanın hem güneyinde hem kuzeyinde can kayıplarına, çatıların uçmasına ve lüks yatların batmasına yol açan olağanüstü şiddette bir fırtına yaşanmıştır. Rüzgârın şiddeti dindikten sonra denizde kalan ve “ölü dalga” (solgan dalga) olarak adlandırılan çalkantılı su kütlesinin, yüksek süratle ilerleyen tekneler için adeta beton etkisi yarattığı kaydedilmiştir.
-
Sürat ve Seyir İnisiyatifi: İnşa sürati 35-36 knot olan geminin, kaza esnasında ağır deniz koşullarına rağmen yaklaşık 23 knot gibi yüksek bir süratle seyretmesi en büyük operasyonel zaaf olarak değerlendirilmiştir. Denizcilik teamüllerine göre ağır deniz koşullarında kaptanın ilk yapması gereken hamlenin sürati düşürerek gövdeye binen kinetik darbeyi minimize etmek olduğu, ancak bu inisiyatifin gecikmesinin gövdede kırılma ve su alma sürecini hızlandırdığı ifade edilmiştir.
-
Geçmiş Onarımlar ve Tahliye Kararı: Geminin yakın geçmişte geçirdiği gövde tamiratlarının niteliği ve yetkili klas kuruluşlarınca yapılan sörvey denetimlerinin sıhhati sorgulanmıştır. Kaza anında yolcuların tahliyesine ilişkin anons ve can sallarının devreye sokulması kararının zamanlaması, 514 metre derinlikteki enkaza yapılacak robotik dalışlar ve adli kaza kırım incelemeleriyle aydınlatılacaktır.
Türk Siyasal Hayatında Ayrışmalar ve “Yeni Parti” Dinamikleri
Programın siyasi gündeminde ise CHP içerisindeki eksen kaymaları, milletvekili istifaları ve kurulan “Yeni Parti”nin yapısal karakteri değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Uğur Özgöker ve konuklar, siyaset bilimi perspektifinden şu temel tespitleri paylaşmıştır:
-
Kurumsallaşamamış ve “Emanetçi” Parti Modeli: Yeni kurulan yapının bağımsız bir ideoloji, köklü bir taban veya kapsayıcı bir vizyonla değil; mevcut ana muhalefet partisindeki iç iktidar kavgalarının bir uzantısı ve geçici bir “bekleme salonu” mantığıyla ortaya çıktığı savunulmuştur.
-
Tarihsel Analojiler ve Siyasi Akıbet: 1993 yılındaki İSKİ skandalı döneminde SHP tabanında yaşanan çöküş ile 2002 yılında büyük medya rüzgârlarıyla kurulan ancak sandıktan yalnızca %0.9 oy alarak tasfiye olan İsmail Cem’in Yeni Türkiye Partisi (YTP) örneği hatırlatılmıştır. Kendi gövdesinden kopan ve sadece şahsi karşıtlıklar üzerine inşa edilen bu tip fraksiyonların, seçim aritmetiğinde erimeye mahkûm olduğu belirtilmiştir.
-
Milli Güvenlik ve Eksen Tutarsızlığı: Türkiye’nin terörle mücadele ve bölgesel güvenlik mimarisini şekillendiren tarihi çerçeve yasalar karşısında partinin meclis grubunun yekvücut bir duruş sergileyememesi, bağlayıcı grup kararı dahi alamayarak milletvekillerini serbest bırakması, kurumsal liderlik ve parti disiplini yoksunluğu olarak yorumlanmıştır.