Prof. Dr. Uğur Özgöker, sosyal medya fenomenleri üzerinden yürütülen adli soruşturmaları ve kamuoyuna yansıyan finansal hareketlilikleri değerlendirirken, sanal dünyada elde edilen popülaritenin suçun veya gayrimeşru kazançların üzerini örtemeyeceğini vurguladı. Siyasi iradenin kararlılığı sayesinde geçmişteki faili meçhul dosyaların dahi aydınlatılabildiğini belirten Özgöker, 1930’lu yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde suç örgütü lideri Al Capone’un cinayetlerinden ziyade vergi kaçakçılığı üzerinden mahkûm edildiğini hatırlattı. Bu doğrultuda şüpheli gelirler ve kara para aklama iddialarıyla mücadelede yalnızca Adalet Bakanlığı’nın değil; MASAK ve Maliye Bakanlığı’nın da vergi denetimleri boyutuyla sürecin merkezinde yer alması gerektiğini ifade etti.
Dijital platformların denetimsizliğine ve kültürel etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’de yasal regülasyonların gecikmeden hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Küresel sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de yalnızca göstermelik avukatlık büroları açarak sorumluluktan kaçamayacağını dile getiren Özgöker; Fransa başta olmak üzere çeşitli ülkelerin uygulamaya koyduğu yaş sınırlamalarına paralel olarak 16-18 yaş altına sosyal medya kısıtlaması getirilmesini savundu. Ayrıca sanal ortamdaki sahte ve anonim profillerin yarattığı tahribatı engellemek amacıyla hesap açılışlarında T.C. kimlik numarası doğrulaması yapılmasının ve şirketlere caydırıcı mali yaptırımlar uygulanmasının şart olduğunu belirtti.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Beştepe’de gerçekleştirdiği görüşmeyi ele alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, başkentin belediye başkanının devletin başıyla temas kurmasının son derece olağan ve gerekli bir bürokratik adım olduğunu ifade etti. Ankara’nın geçmiş dönemlerden devralınan yüksek borç yükü ve büyük altyapı yatırımları sebebiyle uluslararası finans kuruluşlarından doğrudan kredi temin etmekte zorlandığını hatırlatan Özgöker, hizmetlerin aksamaması için merkezi hükümet ve Hazine kaynaklarıyla koordinasyonun zorunlu olduğunu aktardı. Yavaş’ın geçmişte Beypazarı’nda başarılı işler yapmış, milliyetçi ve hizmet odaklı bir yönetici olduğunu belirten Özgöker, muhalefet cephesindeki iç çekişmeler karşısında Yavaş’ın ilk etapta bağımsız kalabileceğini, uzun vadede ise kente hizmet üretebilmek adına iktidar saflarına katılabileceğini öngördü.
İsrail yönetiminin Suriye sınırı ve Golan Tepeleri hattındaki askeri hamlelerini değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Golan’ın 1967 yılından bu yana işgal altında bulunan meşru bir Suriye toprağı olduğunu hatırlattı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesine yönelik bağlayıcı kararına ve dönemin ABD yönetiminin bu karara veto koymamış olmasına rağmen İsrail’in uluslararası hukuku hiçe saydığını dile getiren Özgöker, Tel Aviv yönetiminin öne sürdüğü “cihatçı tehdidi” gerekçelerinin sahadaki işgali haklı çıkaramayacağını söyledi. İsrail’in yürüttüğü saldırgan politikaların küresel düzeyde büyük bir tepki ve tecrit dalgası yarattığını, tarihsel süreçte İsrail’in kuruluşuna öncülük eden İngiltere dâhil Batılı başkentlerin dahi bu tabloyu savunmakta zorlandığını kaydetti.
Yemen’deki çatışmalar ve Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki Muha Limanı ile Babülmendep Boğazı’na yönelik askeri operasyonlarına değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Husilerin doğrudan Tahran yönetimi tarafından finanse edilen ve yönlendirilen bir vekil güç hüviyetinde olduğunu ifade etti. Hürmüz Boğazı’nın ardından Babülmendep geçişinin de kilitlenmek istenmesinin küresel enerji koridorunu baskı altına alarak petrol fiyatlarını tırmandırma amacı taşıdığını aktaran Özgöker; Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında tesis edilen Mekke Savunma İttifakı’nın bölgesel dengeler açısından hayati bir işlev üstlendiğini belirtti. Bu paktın NATO’nun 5. maddesine benzer bir ortak güvenlik iradesi taşıdığını vurgulayan Özgöker, üye ülkelere yönelik doğrudan bir saldırı ve talep gerçekleştiğinde ittifakın bağlayıcı bir savunma kalkanı oluşturabileceğini dile getirdi.