Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon yayınında Fransa’nın başkenti Paris’te başlayıp İtalya, İspanya ve Arnavutluk gibi ülkelere sıçrayan sokak gösterilerini tarihsel ve jeopolitik açıdan değerlendirdi. Avrupa’da 300 yıldır benzer toplumsal dalgalanmaların hep Fransa merkezli başlayıp kıta geneline yayıldığını belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1789 Fransız İhtilali, Karl Marx’ın kitabının yayımlandığı 1848 devrimleri, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Yalta dengesi ve 1968 Sorbonne öğrenci olaylarının her birinde mutlaka büyük bir ateşleyici faktör bulunduğunu ifade etti. Fransa’da 1958 yılında Cezayir bağımsızlık savaşı sırasında çıkan iç karışıklıkların Charles de Gaulle’ün parlamenter sistemi bitirip cumhurbaşkanına geniş yetkiler tanıyan yeni bir anayasa getirmesiyle çözüldüğünü, 1968 olaylarını tetikleyen asıl unsurların ise ABD’nin Vietnam Savaşı’nda harcadığı 3 trilyon doları finanse etmek için karşılıksız dolar basması, bunun yarattığı küresel enflasyon, Bretton Woods sisteminin çökmesi ve dışarıdan Sovyetler Birliği Komünist Partisi ile KGB’nin Fransız Komünist Partisi üzerinden yürüttüğü kışkırtmalar olduğunu hatırlattı.
Günümüzde lise ve üniversite öğrencilerinin okullardaki klima arızaları veya çatı akması gibi tali gerekçelerle sokağa çıkmasının tek başına bu çapta olayları açıklayamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Körfez’deki çatışmalar nedeniyle artan akaryakıt fiyatları ile enflasyonun yarattığı zeminin dış istihbarat servisleri tarafından ateşlendiğini dile getirdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Doğu Avrupa’nın Sovyet işgalinde, Almanya’nın dörtlü işgal altında, İspanya ve Portekiz’in ise ABD destekli Franco ve Salazar diktatörlükleri yönetiminde olduğu dönemde komünist partilerin Fransa’da birinci, İtalya’da ikinci sırada yer aldığını, ABD ve CIA’in Sovyetler Birliği’nin Truva atı olarak gördüğü bu yapıları engellemek için Gladio teşkilatlarını kurduğunu anlattı. Bugün ise tersine bir mühendislikle Mossad ve Trump karşıtı Amerikan derin devletinin devrede olduğunu belirten Özgöker, İsrail’e karşı ses yükselten ve savunma harcamalarını gayrisafi milli hasılanın yüzde 5’ine çıkarıp ABD’den silah almaya yanaşmayan sosyal demokrat ve merkez Avrupa hükümetlerinin sokak olaylarıyla devrilmek istendiğini, yerlerine ABD ve İsrail ile uyumlu aşırı sağ iktidarların getirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Nitekim 125 milyar euro silahlanma bütçesi ayırıp bunun yarısıyla ABD’den silah satın alan Almanya’da hiçbir sokak olayının yaşanmamasının bu durumu kanıtladığını kaydetti.
Avrupa’nın en fakir ülkelerinden biri olan ve Enver Hoca döneminde dış dünyaya tamamen kapalı otarşik bir yapı sergileyen Arnavutluk’un ekonomik olarak İtalya’nın arka bahçesi konumunda olduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, İtalya’da yaşanan her sarsıntının doğrudan Arnavutluk’a da yansıdığını ifade etti. Ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Körfez ülkelerine yaptığı ziyaretlerin ve Katar ile imzaladığı doğalgaz anlaşmalarının bu kış Fransa’nın yakıt ve enerji krizini çözmeye yetmeyeceğini vurguladı. Dünyanın en fazla sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihraç eden ülkesi olan Katar’ın tesislerinin İran tarafından vurularak 50 milyar dolarlık hasara uğratıldığını, Irak ve Türkiye üzerinden geçecek Kalkınma Yolu projesi henüz tamamlanmadığı için tek sevkiyat güzergahı olan Hürmüz Boğazı’nın da kapalı olduğunu, dolayısıyla anlaşma yapılsa bile o gazın Avrupa’ya ulaşmasının teknik olarak mümkün olmadığını belirtti.
Orta Doğu’da tırmanan ABD-İran gerilimini ve Amerikan savaş gemilerinin hazırlıklarını da analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, 3 Kasım’da yapılacak ABD Kongre ara seçimlerinin Donald Trump için kritik bir milat olduğunu, Trump’ın açıklamalarının seçmene yönelik bir mesaj mı yoksa gerçek bir harekat hazırlığı mı olduğunun seçim takvimine göre şekilleneceğini söyledi. İran’a yönelik olası bir yeni askeri müdahalenin küresel krizi daha da derinleştirerek yangına benzin dökeceğini ifade eden Özgöker, petrol fiyatlarının 200 dolara fırlayabileceğini ve İran’ın tehdit ettiği üzere denizaltı haberleşme ve internet kablolarını kesebileceğini dile getirdi.
İran’ın iç yapısına ve ekonomik tablosuna da dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, 3 bin yıllık tarihe, 93 milyon nüfusa, 1 milyon 700 bin kilometrekare yüzölçümüne, dünyanın en büyük ikinci petrol ve dördüncü doğalgaz rezervlerine sahip olan İran’ın gayrisafi milli hasılasının kötü yönetim ve ambargolar nedeniyle 285 milyar dolara kadar gerilediğini, Türkiye ekonomisinin ise yaklaşık 1,8 trilyon dolarlık büyüklüğüyle İran’dan 6,5 kat daha zengin olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin ülkede bir muhtar kadar dahi yetkisinin bulunmadığını, asıl gücün savaştan beslenen Devrim Muhafızları’nın elinde olduğunu belirten Özgöker, Devrim Muhafızları’nın halkın ekonomik sefalet nedeniyle ayaklanmasını engellemek için dış tehdidi ve savaş ortamını bilerek sürdürdüğünü sözlerine ekledi.