Prof. Dr. Uğur Özgöker, İngiltere ile Rusya arasında tırmanan gerilimi ve Ukrayna krizini değerlendirirken, Moskova yönetiminin son dönemde doğrudan Londra’yı hedef alan sert söylemlerinin sahadaki stratejik kayıplarla ilişkili olduğunu belirtmiştir. Uzun menzilli Batı füzeleri ve insansız hava araçlarıyla Rusya’nın derinliklerindeki petrol rafinerilerinin ve mühimmat depolarının vurulduğunu hatırlatan Özgöker, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan Rusya’nın benzin ithal etmek zorunda kalacak seviyede yıpratıldığını ve bu durumun Kremlin cephesinde ciddi bir tepkiye yol açtığını kaydetmiştir.
İngiltere’nin uluslararası siyasetteki tarihsel rolünü analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1648 Vestfalya Antlaşması’ndan itibaren kıta Avrupası’nda uygulanan klasik “güç dengesi” (balance of power) politikasının merkezinde Londra’nın yer aldığını vurgulamıştır. İngiltere’nin üzerinde güneş batmayan imparatorluk döneminden bu yana doğrudan savaşa girmek yerine zayıf tarafları destekleyip rakiplerini yıpratarak sistemi dışarıdan yönettiğini belirten Özgöker; Ukrayna sahasında da benzer bir vekâlet stratejisinin işletildiğini ve Londra’nın Rusya’yı zayıflatmak adına çatışmaları sürekli diri tuttuğunu ifade etmiştir.
NATO ve küresel nükleer caydırıcılık mimarisine değinen Özgöker, Soğuk Savaş döneminde “ABD’yi içeride, Rusya’yı dışarıda, Almanya’yı aşağıda tutma” esasına dayanan Avrupa güvenlik mimarisinin büyük bir dönüşüm geçirdiğini dile getirmiştir. ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını 300 binlerden 38 bin seviyelerine kadar indirdiğini ve kıtanın savunma faturasını artık tek başına üstlenmek istemediğini belirten Özgöker; Soğuk Savaş yıllarında NATO’nun gizli planlarında olası bir Sovyet işgalinde Türkiye’yi ancak Toroslar hattında savunmayı öngören ikircikli yaklaşımlarını anımsatarak, Türkiye’nin kendi milli gücüne ve bağımsız güvenlik vizyonuna dayanmasının hayati önemde olduğunu savunmuştur.
CIA Direktörünün Moskova’ya gerçekleştirdiği gizli temasları değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, süper güçler arasında arka kapı diplomasisinin sürdüğünü ve masada yalnızca Ukrayna’nın değil, İran, Basra Körfezi ve Suriye gibi geniş bir jeopolitik dosyanın bulunduğunu kaydetmiştir. 2022 yılında İstanbul ve Antalya’da taraflar arasında varılan barış mutabakatının dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson tarafından sabote edildiğini hatırlatan Özgöker, Zelenski yönetiminin Batı’nın vaatlerine kapılarak ülkesini onlarca yıl sürecek bir yıkıma ve bağımlılığa sürüklediğini belirtmiştir.
Son olarak Suriye sahasındaki güncel gelişmeleri ve terör unsurlarının tasfiyesiyle başlayan normalleşme sürecini ele alan Özgöker, Halep başta olmak üzere bölgede kalıcı huzur ve sükûnetin tesis edilmeye başlandığını ifade etmiştir. Suriye Yatırım Ajansı (SIA) ve Türkiye’nin koordinasyonunda yürütülen yeniden inşa faaliyetleriyle elektrik, internet ve dijital altyapının hızla ayağa kaldırıldığını belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker; bölge halkının Türkiye’ye olan sevgi ve muhabbetinin tarihi kardeşlik bağlarını yeniden pekiştirdiğini, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarının doğrudan Türkiye’nin milli güvenliğine hizmet ettiğini vurgulamıştır.