Suriye’de Kritik Eşik ve Bölgesel Dinamikler: Prof. Dr. Uğur Özgöker’in Değerlendirmeleri
Prof. Dr. Uğur Özgöker, Suriye’nin kuzeyindeki son gelişmeleri ve SDG ile Şam yönetimi arasındaki entegrasyon sürecini stratejik bir perspektifle ele almaktadır. Bölgedeki terör varlığının Türkiye için doğrudan bir beka meselesi olduğunu vurgulayan Özgöker, sınır ötesindeki belirsizliklerin Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir “bataklık” işlevi gördüğünü ifade etmektedir. Türkiye’nin kendi içindeki terör unsurlarını büyük oranda temizlediğini ancak sınır dışındaki bu yapının kalıcı olarak kurutulması gerektiğini belirtmektedir.
Suriye’deki mevcut siyasi tıkanıklığa dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, 10 Mart’ta imzalanan protokolün uygulanmasının kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu savunmaktadır. Mazlum Abdi liderliğindeki yapının Washington ve Tel Aviv’den aldığı telkinlerle hareket ettiğini belirten Özgöker, bu dış desteğin sahada kalıcı bir çözüm sunamayacağını dile getirmektedir. Ona göre, Şam hükümetiyle uzlaşma sağlanamadığı takdirde Türkiye’nin müdahalesi kaçınılmaz bir seçenek olarak masada durmaktadır.
Özgöker, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının hayati önemine değinerek, ülkenin parçalı yapısının sona ermesi gerektiğini ifade etmektedir. SDG kontrolündeki bölgelerin Suriye’nin enerji, su ve tarım kaynaklarının büyük bir kısmına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Özgöker, bu sahte devlet yapısının lağvedilerek Şam’daki merkezi otoriteye entegre edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Askeri ve idari yapının başkente bağlı hale getirilmesinin bölge istikrarı için tek yol olduğunu vurgulamaktadır.
Uluslararası aktörlerin bölgedeki rollerini analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, özellikle İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin içeride farklı etnik ve dini grupları ayaklandırarak kaosu derinleştirme çabalarına işaret etmektedir. Homojen olmayan bu yapıların dış güçler tarafından birer piyon olarak kullanıldığını savunan Özgöker, bu oyunun bozulması için Türkiye’nin kararlı duruşunun belirleyici olacağını söylemektedir.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, bölgedeki çözümün ancak üniter bir yapı ve güçlü bir merkezi yönetimle mümkün olabileceğini savunmaktadır. Entegrasyon sürecinin başarısız olması durumunda Türkiye’nin kendi güvenlik koridorunu tesis etmek adına gerekli adımları atacağını belirten Özgöker, uluslararası hukukun ve bölge gerçeklerinin Türkiye’nin lehine olduğunu ifade etmektedir.
