Orta Doğu’da Çıkmaz Sokak: Trump’ın Stratejik Sınavı ve Bölgesel Dengeler
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’da devam eden savaşın kritik bir evresini ve ABD Başkanı Donald Trump’ın olası çıkış planlarını derinlemesine analiz etti. Savaşın gidişatını askeri, ekonomik ve diplomatik açılardan değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, mevcut durumun yalnızca bir çatışma değil, küresel bir sistem hesaplaşması olduğunu vurguladı. Trump’ın zafer ilan ederek savaşı bitirme arzusunun sahadaki gerçeklerle ne kadar örtüştüğünü sorgulayan Özgöker, ABD’nin bu süreçte ciddi bir itibar ve maliyet kaybı yaşadığına dikkat çekti.
Programda bölgesel aktörlerin rollerine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, İsrail’in saldırgan tutumunun bölgeyi bir ateş çemberine dönüştürdüğünü ve ABD’yi kendi stratejik hedefleri doğrultusunda manipüle ettiğini belirtti. Özgöker, İran’ın 3.000 yıllık devlet geleneği ve milliyetçi halk yapısı sayesinde dış müdahalelere karşı gösterdiği direncin, ABD’nin “hızlı zafer” beklentilerini boşa çıkardığını ifade etti. Özellikle sahte bayrak operasyonları ve komşu ülkelere yönelik kışkırtmaların bölgedeki barış zeminini dinamitlediğini savundu.
Ekonomik perspektifte petrol piyasalarındaki dalgalanmaları yorumlayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, savaşın asıl kazananının konforlu bir pozisyonda bekleyen Rusya ve Putin olduğunu dile getirdi. Trump’ın Amerikan vergi mükelleflerinin parasını bu operasyonlarda harcamasının iç siyasetteki elini zayıflattığını belirten Özgöker, petrol fiyatlarındaki artışın küresel ekonomiyi sarsmaya devam ettiğini hatırlattı. ABD’nin müttefikleri olan Körfez ülkeleriyle ilişkilerinin zedelenmesinin, Amerika’nın bölgedeki uzun vadeli çıkarlarına darbe vurduğunu ifade etti.
Askeri seçenekler arasında “kara harekatı” ihtimalini değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran gibi geniş bir coğrafyanın topyekun işgalinin imkansızlığına bir kez daha vurgu yaptı. Ancak ABD’nin kısıtlı ve nokta operasyonlarla stratejik geçiş noktalarına, özellikle Hürmüz Boğazı ve petrol sevkiyatının merkezi olan Hark Adası’na el koyma planları yapabileceğini öngördü. Özgöker’e göre, Trump’ın bir başarı hikayesi yazabilmesi için enerji koridorlarını kontrol altına alması şarttır, aksi takdirde operasyonel bir fiyasko ile karşı karşıya kalabilir.
Diplomatik çözüm arayışları konusunda ise Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran’ın uranyum zenginleştirme ve petrol üretimi gibi konularda belirli şartlar dahilinde masaya oturabileceğini ancak onurunun kırılmasına izin vermeyeceğini belirtti. Bu noktada Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rasyonel ve sağduyulu liderliğinin, bölgedeki Şii-Sünni kutuplaşmasını engelleyebilecek tek güç olduğunu savundu. Özgöker, kalıcı bir barışın ancak bölgesel bir ortak akılla ve emperyalist müdahalelerden arındırılmış bir diplomasiyle mümkün olabileceğini ifade etti.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Orta Doğu’daki bu karmaşık denklemin çözümü için askeri zorlamaların yerine diplomatik kanalların aktif tutulması gerektiğini belirtti. Trump’ın yapacağı açıklamaların sahadaki karşılığının yakından takip edilmesi gerektiğini hatırlatan Özgöker, Türkiye’nin bölgedeki dengeleyici rolünün hayati önemini bir kez daha vurgulayarak analizini tamamladı.
