Prof. Dr. Uğur Özgöker, İstanbul genelinde yaşanan rekor yağış ve su taşkınlarını değerlendirirken, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün günler öncesinden çok açık ve isabetli uyarılarda bulunduğunu ifade etti. Buna karşın belediye ekiplerinin teyakkuzda olup mazgalları, rögarları ve su giderlerini zamanında temizlemediğini belirten Özgöker; yağış öncesinde gerekli önlemler alınıp sular zamanında tahliye edilmediği için ana arterlerin ve alt geçitlerin göle döndüğünü vurguladı.
Yerel yönetimlerin asli sorumluluğunun makro siyaset üretmek veya genel demokrasi nutukları atmak değil; kentin altyapısını, kanalizasyonunu, ulaşımını ve çöp hizmetlerini eksiksiz sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Dr. Uğur Özgöker, yöneticilerin bu temel görevlerden koptuğunu dile getirdi. İBB, İSKİ ve bağlı iştiraklerde on binlerce personelin istihdam edildiğine ve devasa bütçelere sahip olunduğuna dikkat çeken Özgöker; masa başında yağmurluk giyip toplantı pozları vermek yerine personelin sahaya sürülerek mazgalların ve tahliye kanallarının açılması gerektiğini söyledi.
İstanbul’un coğrafi yapısına değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, kentin yalnızca tarihi yarımadadaki yedi tepeden ibaret olmadığını, her semtinde dik yamaçlar ve eğimler bulunması sebebiyle yüzlerce tepe barındırdığını belirtti. Kağıthane, Alibeyköy ve Sarıyer gibi dere yatağı güzergâhında bulunan alanlarda her yoğun yağışta benzer felaketler yaşanmasına rağmen kalıcı altyapı adımlarının atılmadığını ifade eden Özgöker; İSKİ bünyesindeki binlerce çalışana ve toplanan yüksek vergilere karşın kentin altyapısına odaklanılmamasını, müteahhitlere rant sağlayan kaldırım yenileme işleri yerine kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Canlı yayına katılan İstanbul Valisi Davut Gül’e sel nedeniyle okulların tatil edilmesinin ardından üniversitelerdeki son durumu soran Prof. Dr. Özgöker, devletin ve valiliğin bodrum katları sular altında kalan mağdur vatandaşları kamu misafirhanelerinde ve otellerde barındırma kararını kıymetli bulduğunu dile getirdi. Afet şartlarında dahi sokaklarda görülen yetkisiz çakarlı araç trafiğini de eleştiren Özgöker, yayalar ve sürücüler sel sularıyla mücadele ederken hiçbir can güvenliği tehlikesi bulunmayan şahısların ayrıcalık talep etmesinin kurumsal bir devlette kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Sivil toplum kuruluşlarının mevcut yapısına da değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, sivil toplumun siyasi yapıların arka bahçesi haline gelmemesi, Tüketici Derneği örneğinde olduğu gibi kendi uzmanlık alanlarına odaklanarak vatandaşa doğrudan fayda sağlaması gerektiğini vurguladı. Osmanlı dönemindeki “şehremini” anlayışını örnek gösteren Özgöker; geçmişte yöneticilerin kente hizmet etmeyi temel bir onur ve vazife saydığını, günümüz belediye idarecilerinin de siyasi polemikleri bir kenara bırakarak çöp, yol, su ve kanalizasyon gibi temel şehircilik hizmetlerine odaklanması gerektiğini sözlerine ekledi.