Küresel Enerji Savaşları: İran Krizi ve Yeni Dünya Düzeni
Prof. Dr. Uğur Özgöker, A Haber ekranlarında yayınlanan “Sebep Sonuç” programında İran’da tırmanan krizin perde arkasını ve bu durumun küresel enerji dengeleri üzerindeki olası etkilerini derinlemesine analiz etti. Özgöker, uluslararası haber ajanslarının ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahale ihtimalini tartıştığı bir dönemde, meselenin sadece siyasi bir rejim değişikliği değil, aslında devasa bir “enerji kavgası” olduğunu vurguladı. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine dikkat çekerek, bu hattaki en ufak bir aksamanın dünya ekonomisini sarsacak bir “şah damarı” kesintisi anlamına geleceğini belirtti.
İran’ın mevcut yönetim yapısı ve halkın bu süreçteki tutumu üzerine çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, olası bir dış müdahalenin İran halkını rejim etrafında kenetleme riski taşıdığını ifade etti. Tarihsel perspektifle 1979 devrimi ve sonrasındaki sürece atıfta bulunan Özgöker, ABD’nin geçmişteki “Yeşil Kuşak” stratejisinin bugün farklı bir evreye evrildiğini savundu. Washington’ın temel amacının rejimi tamamen yıkmaktan ziyade, enerji vanalarını kontrol altına alarak Çin gibi rakiplerini dizginlemek olduğunu dile getirdi.
Programda enerji güvenliği ve Türkiye’nin bu denklemdeki rolü üzerinde de duran Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin son yıllarda milli enerji ve maden politikasıyla attığı dev adımların hayati önemine vurgu yaptı. Karadeniz’deki doğal gaz keşifleri ve Gabar bölgesindeki petrol üretiminin Türkiye’yi sadece bir transit ülke olmaktan çıkarıp bir enerji merkezine (hub) dönüştürdüğünü belirtti. Özgöker, “Bütün yollar Türkiye’ye çıkar” diyerek, bölgesel istikrarın korunmasında Ankara’nın üstlendiği stratejik rolün altını çizdi.
İran’daki protestoların sosyo-ekonomik temellerine ve lidersizlik sorununa da değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Batı medyasında parlatılan Rıza Pehlevi gibi figürlerin İran sosyolojisinde gerçek bir karşılığı olmadığını savundu. İran halkının ekonomik sıkıntılarının meşru olduğunu ancak dışarıdan empoze edilmeye çalışılan çözümlerin bölgeyi yeni bir kaosa sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Özgöker’e göre, bölgedeki aktörlerin rasyonel hareket etmemesi, İsrail’in “vadedilmiş topraklar” hayaliyle birleştiğinde tüm Ortadoğu’yu kapsayan bir istikrarsızlık sarmalı yaratma tehlikesi taşıyor.
Kuzey Kutbu ve Grönland üzerindeki yeni paylaşım savaşlarını da enerji jeopolitiği çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, küresel ısınmayla açılan yeni ticaret rotalarının ve keşfedilmeyi bekleyen devasa rezervlerin Trump yönetiminin iştahını kabarttığını belirtti. Bu durumun sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın kuzeyinde de yeni bir soğuk savaş başlattığını ifade eden Özgöker, nadir toprak elementleri ve hidrokarbon yatakları üzerindeki mücadelenin önümüzdeki yılların ana gündem maddesi olacağını öngördü.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin kendi öz kaynaklarına yönelerek ve savunma sanayisini güçlendirerek bu kaotik dönemde en güvenli limanlardan biri haline geldiğini ifade etti. Bölgesel güçlerin kendi aralarındaki hizalanmalarının küresel dayatmalara karşı bir kalkan oluşturduğunu belirten Özgöker, güçlü siyasi iradenin ve milli politikaların sürdürülmesinin Türkiye’nin bekası için vazgeçilmez olduğunu vurgulayarak değerlendirmelerini tamamladı.
