Küresel Jeopolitik Kırılma: İran-ABD Savaşının Şifreleri ve Bölgesel Yansımalar
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı operasyonların perde arkasını ve bu sürecin dünya siyasetindeki derin etkilerini kapsamlı bir perspektifle değerlendirdi. Özgöker, yaşanan bu sıcak çatışmanın sadece askeri bir hamle değil, küresel sistemin sinir merkezlerine yapılmış cerrahi bir müdahale olduğunu savundu. Dünyanın 1915 ve 1936 yıllarının savaş öncesi gerilimine benzer bir dönemden geçtiğini belirten Özgöker, mevcut krizin yeni bir dünya düzeninin habercisi olduğunu vurguladı.
İran-ABD denkleminde tarafların elindeki kozları teknik bir analizle ele alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin bölgeye yaptığı devasa donanma yığınağının aslında bir “güç yoluyla barışı dayatma” stratejisi olduğunu ifade etti. Washington’ın uzun süreli bir kara savaşından kaçındığını ancak hava saldırıları ve siber operasyonlarla sonuç almayı hedeflediğini belirten Özgöker, İran’ın ise buna karşılık “bölgesel savaş” ve “Hürmüz Boğazı’nı kapatma” tehditlerini devreye soktuğuna dikkat çekti. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının küresel enerji arzını felç ederek dünya ekonomisini büyük bir türbülansa sürükleyeceğini hatırlattı.
Liderlik diplomasisi ve psikolojik harp tekniklerine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran dini lideri Hamaney’in akıbetine dair yayılan dezenformasyonların halkı galyana getirmek amacıyla kurgulandığını belirtti. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun bu süreçteki rolünü “siyonist aklın provokasyonu” olarak nitelendiren Özgöker, İsrail’in ABD’yi İran ile topyekün bir savaşa çekmek için her fırsatı değerlendirdiğini savundu. Özgöker’e göre, bölgedeki aktörlerin rasyonel hareket etmemesi, Ortadoğu’da kontrol edilemez bir şiddet sarmalı yaratma riski taşımaktadır.
Suriye sahasındaki “büyük çözülme” ve terör örgütü yapılanmalarının tasfiyesi üzerine de saptamalarda bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, terörün ancak güçlü merkezi devletlerin tesisiyle kurutulabileceğini yineledi. Türkiye’nin Suriye’nin üniter yapısını koruma konusundaki kararlılığının bölge barışı için hayati olduğunu belirten Özgöker, suni olarak kurulan yapıların halk desteği olmadan ayakta kalamayacağını sahada kanıtlandığını ifade etti. Türkiye’nin “terörsüz bölge” vizyonunun Ortadoğu için tek çıkış yolu olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin bu çok kutuplu ve belirsiz ortamda yürüttüğü “Ankara Merkezli” bağımsız politikanın önemine dikkat çeken Özgöker, Ankara’nın bölgesel liderlik vizyonunun küresel dengeleri şekillendirdiğini söyledi. Savunma sanayindeki atılımların ve milli bir duruşun dış müdahalelere karşı en büyük güvence olduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin bu krizden güçlenerek çıkacak olan nadir aktörlerden biri olduğunu savundu. Sınır güvenliğinin ve iç barışın tahkim edilmesinin küresel fırtınalara karşı bir kalkan oluşturduğunun altını çizdi.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Ortadoğu’daki bu büyük hesaplaşmanın enerji koridorlarından siber uzaya kadar her alanda yeni kurallar dayattığını ifade etti. Bölge halklarının kendi kaderlerini tayin etme iradesinin küresel dayatmalara karşı bir direniş hattı oluşturduğunu belirten Özgöker, Türkiye’nin dengeleyici rolünün 21. yüzyılın stratejik haritasında merkezi bir konumda kalmaya devam edeceğini kaydederek analizlerini tamamladı.
