Prof. Dr. Uğur Özgöker, İngiltere’deki yönetim yapısını ve CHP içerisindeki yeni parti arayışlarını değerlendirmiştir. İngiltere’de krallık makamının da başbakanlık koltuğunun da sembolik olduğunu belirten Özgöker, esas yönetim erkinin İngiliz derin devleti ve MI6 tarafından yürütüldüğünü dile getirmiştir. Türk siyasetindeki gelişmelere de değinen Özgöker, 1960’ların başında İsmet İnönü’nün CHP’yi “ortanın solu” olarak konumlandırdığını hatırlatarak, günümüzde kurulması gündemde olan yeni partinin ise “ortanın sağına” kayacağını ifade etmiştir. Özgöker, bu hareketin Anavatan Partisi (ANAP) çizgisinde liberal ve merkez sağ bir parti kimliğine bürüneceğini savunmuştur.
ABD ve İran arasında tırmanan askeri gerilime dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin stratejik bombardımanlarının ve Hürmüz Boğazı çevresindeki adaları hedef almasının olası bir kara harekatının habercisi olduğunu belirtmiştir. NATO’nun Ankara toplantısında Hürmüz Boğazı’nın uluslararası bir su yolu olarak açık tutulması kararının alındığını hatırlatan Özgöker, ABD’nin İngiltere, Fransa ve Almanya gibi müttefiklerini sürece dahil ederek bölgede fiili bir durum yaratmayı amaçladığını ifade etmiştir. BM Güvenlik Konseyi’nden karar çıkaramayan ABD’nin NATO şemsiyesini kullanarak adımlar attığını kaydeden Özgöker, bu tırmanışın küresel ölçekte ciddi riskler barındırdığını vurgulamıştır.
İran’daki iç siyasi dinamikleri ve savaş ortamının ekonomik etkilerini analiz eden Özgöker, Devrim Muhafızları Ordusu’nun ülkedeki bürokrasiye, siyasete ve ekonomiye tamamen çöktüğünü dile getirmiştir. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Irakçi gibi diplomasi ve barış taraftarı isimlerin işlevsizleştirildiğini belirten Özgöker, Devrim Muhafızları’nın kendi iktidarlarını korumak adına savaşı tırmandırdığını ve Müslümanı Müslümana kırdırdığını ifade etmiştir. Uygulanan ambargolar ve çatışmalar nedeniyle İran’ın gayrisafi milli hasılasının 300 milyar dolara kadar gerilediğini söyleyen Özgöker, Türkiye’nin petrol veya doğal gazı bulunmamasına rağmen doğru adımlarla İran’ın 6 katı büyüklüğe ulaştığını kaydetmiştir.
Ortadoğu’daki su krizini ve stratejik kaynakların önemini ele alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bölgenin petrol zengini ancak su fakiri olduğunu, petrolün alternatiflerinin bulunmasına rağmen suyun hiçbir alternatifi olmadığını vurgulamıştır. Fırat ve Dicle nehirlerinin Türkiye’den doğarak coğrafyaya hayat verdiğini hatırlatan Özgöker, İsrail’in Golan Tepeleri ve Litani Nehri üzerindeki işgalleriyle su kaynaklarını kontrol altında tuttuğunu, Ürdün’ü dahi kendi suyunu parayla almaya mecbur bıraktığını ifade etmiştir. İsrail’in bu kısıtlayıcı politikalarının 4. Arap-İsrail Savaşı’nı tetikleyebileceğini belirten Özgöker, Türkiye’nin KKTC’ye denizin altından 500 kilometrelik boru hattıyla su taşıdığı “Asrın Projesi”nin yerli ve milli teknolojiyle 1 yılda tamamlanan tarihi bir başarı olduğunu altını çizerek eklemiştir.
Sivil toplum kuruluşlarının denetimi ve yasal düzenlemeler konusunda somut öneriler sunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, yardım adı altında yapılan usulsüzlüklerin ve dolandırıcılıkların önüne geçilmesi gerektiğini savunmuştur. Özgöker; kaymakamlık veya valilik izni olmadan hiçbir dernek ya da vakfın bağış toplayamaması gerektiğini, üye aidatları dahil tüm parasal işlemlerin Maliye Bakanlığı basımı resmi makbuzlarla belgelenmesinin şart olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca döviz bürolarının sıkı denetlenerek 1000 dolar üzerindeki işlemlerde T.C. kimlik numarası ve kaynak beyanının zorunlu kılınmasını isteyen Özgöker, Dernekler Kanunu’nda düzenleme yapılarak adli sicili ve geçmişi bozuk kişilerin dernek kurmasının ve yönetici olmasının engellenmesi gerektiğini sözlerine eklemiştir.