Suriye’de Tam Entegrasyon ve Küresel Güçlerin Yeni Rotası
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Suriye’deki son gelişmeleri ve küresel sistemdeki paradigma değişimini geniş bir perspektifle değerlendirdi. Suriye’de Şam yönetimi ile SDG (PKK/YPG) arasında sağlanan mutabakatı basit bir anlaşma olarak değil, aslında bir “teslimiyet belgesi” olarak nitelendirdi. Özgöker, bir ülkede iki ayrı ordunun veya egemenlik alanının olamayacağını vurgulayarak, terör örgütü yapılanmalarının bölgedeki miadının dolduğunu ve merkezi otoriteye bağlanmaktan başka seçeneklerinin kalmadığını belirtti.
Bölgedeki demografik ve ekonomik gerçekler üzerine çarpıcı tespitlerde bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Fırat’ın doğusundaki zenginliklerin önemine dikkat çekti. Suriye’nin gayrisafi milli hasılasının %70’inden fazlasının sağlandığı bu bölgedeki petrol, doğalgaz ve su kaynaklarının yeniden merkezi yönetimin kontrolüne geçmesinin Suriye’nin tam egemenliği için hayati olduğunu ifade etti. Özgöker, terör örgütünün bu kaynakları kullanarak Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturduğu dönemin artık kapandığını savundu.
Küresel siyasetin merkezindeki değişimleri de analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin Trump döneminde dış politika önceliklerinin değiştiğini belirtti. Washington’ın odağının Suriye’den çekilerek Grönland, Panama ve Asya-Pasifik gibi yeni stratejik noktalara kaydığını söyleyen Özgöker, bu durumun bölgedeki terör unsurlarını hamisiz bıraktığını vurguladı. ABD’nin geçmişteki “vekalet savaşları” stratejisinin artık Trump yönetimi tarafından sürdürülebilir görülmediğini dile getirdi.
Türkiye’nin yürüttüğü sabırlı ve kararlı diplomasinin sonuç verdiğini belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” vizyonuna her zamankinden daha yakın olunduğunu ifade etti. Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasının Türkiye’nin sınır güvenliği ve iç barışı için vazgeçilmez olduğunu hatırlatan Özgöker, güçlü liderliklerin sahada yeni bir gerçeklik yarattığını söyledi. Özellikle bölgedeki aşiretlerin desteğinin SDG’den çekilip merkeze yönelmesinin, suni yapılanmaların halk nezdinde bir karşılığı olmadığını kanıtladığını belirtti.
Davos’ta şekillenen yeni dünya düzenine de değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, geleneksel uluslararası kurumların etkisini yitirdiği bir dönemden geçildiğini savundu. Dünyanın artık “masada olmayanın menüde olduğu” acımasız bir rekabet ortamına girdiğini söyleyen Özgöker, Türkiye’nin bu çok kutuplu düzende oyun kurucu bir aktör olarak konumlandığını belirtti. Enerji yollarının ve stratejik kaynakların kontrolünün gelecekteki en büyük muharebe alanı olacağını öngördü.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Suriye’deki bataklığın kurumaya başladığını ve bu durumun tüm Ortadoğu için yeni bir istikrar kapısı araladığını müjdeledi. Türkiye’nin bekası için bölgesel işbirliklerinin ve güçlü merkezi yönetimlerin desteklenmesinin önemine vurgu yapan Özgöker, yeni Suriye nizamının küresel dengeleri kalıcı olarak değiştireceğini kaydederek analizlerini tamamladı.
