Prof. Dr. Uğur Özgöker, AS TV Haber programında Orta Doğu’daki 40 günü aşan krizin geldiği son aşamayı değerlendirerek diplomasinin savaşa galebe çaldığı bir döneme girildiğini belirtti. Trump’ın daha önce savurduğu “medeniyeti yok etme” tehditlerinden çark ederek resmi müzakerelere başlama kararı almasını stratejik bir geri adım olarak niteleyen Özgöker, bu sürecin aslında ABD’nin içine düştüğü çıkmazdan kurtulma çabası olduğunu ifade etti.

Pakistan’ın üstlendiği arabuluculuk rolünün hayati önemine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif arasındaki görüşmenin kilit bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. İslamabat’ın hem Washington hem de Tahran üzerindeki etkisini kullanarak tarafları rasyonel bir zemine çektiğini belirten Özgöker, bu başarının arkasında bölge ülkelerinin savaşı yaymama konusundaki kararlı tutumunun yattığını dile getirdi.

İran’ın müzakere masasına sunduğu 10 maddelik öneri paketini analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, Tahran’ın sadece kendi güvenliğini değil, Hürmüz Boğazı ve Lübnan gibi bölgesel başlıkları da masaya yatırdığını belirtti. Özgöker, İran’ın askeri direnç göstererek ABD’yi masaya oturmaya mecbur bıraktığını, bu durumun küresel güç dengelerinde İran adına psikolojik ve diplomatik bir zafer anlamına geldiğini savundu.

Enerji savaşlarının merkezi olan Hürmüz Boğazı konusuna özel bir parantez açan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump’ın “Tahran yakında Hürmüz’ü açacak” şeklindeki iyimser açıklamalarının aslında küresel piyasalara verilen bir mesaj olduğunu söyledi. Boğazın kontrolü üzerinden yürütülen pazarlıkların dünya ekonomisi için kritik olduğunu hatırlatan Özgöker, İran’ın bu kozu ancak somut garantiler karşılığında bırakabileceğini öngördüğünü ifade etti.

Lübnan’daki durumun ateşkes görüşmelerinin en hassas parçalarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, İsrail’in bu anlaşmadan duyduğu rahatsızlığa dikkat çekti. Netanyahu hükümetinin masada yer almadığı bir süreçten memnun olmadığını ve Lübnan’ı hedef alan saldırılarını sürdürerek barış zeminini sabote etmeye çalıştığını vurgulayan Özgöker, bölgedeki kalıcı huzurun ancak İsrail’in saldırgan politikalarının dizginlenmesiyle mümkün olabileceği uyarısında bulundu.

Son olarak Türkiye’nin bu süreçteki dengeleyici rolüne ve bölge istikrarı için yürüttüğü çalışmalara değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Ankara’nın Pakistan ile koordineli bir şekilde barış için en büyük çabayı gösteren aktörlerden biri olduğunu belirtti. Savaşın maliyetinin tüm dünya tarafından ödendiğini hatırlatan Özgöker, rasyonel devlet aklının ve sağduyulu diplomasinin bu kaotik dönemden çıkış için tek anahtar olduğunu vurgulayarak analizini tamamladı.