Ortadoğu’da Küresel Hesaplaşma: Enerji Savaşları ve Diplomasinin İflası

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’da tırmanan İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri gerilimini derinlemesine analiz ederek bölgenin geleceğine dair kritik öngörülerde bulundu. Program süresince askeri operasyonların yalnızca sahadaki çatışmalarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda küresel bir enerji ve ekonomi savaşına dönüştüğünü vurgulayan Özgöker, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden yürütülen stratejilerin dünya piyasaları üzerindeki sarsıcı etkilerine dikkat çekti. İran’ın “mozaik savunma” adını verdiği asimetrik savaş yöntemlerini ve füze kapasitesini değerlendirirken, bölgedeki aktörlerin hamlelerinin tarihsel arka planını da izleyicilerle paylaştı.

Küresel enerji arzının en hassas noktası olan Hürmüz Boğazı’nın mayınlanması ve olası bir kapatılma senaryosu üzerine odaklanan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu durumun petrol fiyatlarını 200 dolar bandına taşıyabileceği uyarısında bulundu. Geçmişteki 1973 ve 1979 petrol krizlerinden örnekler vererek günümüzdeki durumun çok daha karmaşık ve tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini belirten Özgöker, bu krizin yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa ve Çin başta olmak üzere tüm dünya ekonomisini bir “enflasyonist tsunami” ile karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti.

Siyasi perspektifte ise ABD Başkanı Donald Trump’ın iç siyasetteki sıkışmışlığı ve İsrail’in bölgeyi yeniden dizayn etme çabalarına değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, savaşın gidişatının aslında büyük güçlerin küresel pazarlıklarına bağlı olduğunu dile getirdi. Trump’ın açıklamalarındaki çelişkilere ve askeri unsurların ötesindeki şantaj iddialarına dikkat çeken Özgöker, İsrail’in saldırgan tutumunun bölge halkları nezdinde yarattığı infiali ve İran’ın “yaralı bir aslan” gibi elindeki tüm kozları masaya sürme kararlılığını analiz etti.

Diplomatik çözüm yolları konusunda oldukça iddialı ve net bir duruş sergileyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu krizin çözüm adresinin yine Türkiye olacağını savundu. Özgöker, savaşın sonlandırılması için kurulacak barış masasının mutlaka İstanbul’da kurulacağını ve sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın arabuluculuğu ile çözüme kavuşacağını öngördüğünü ifade etti. İran’ın daha önceki müzakerelerde farklı ülkeleri tercih ederek hata yaptığını, ancak gelinen noktada Türkiye’nin tarafsız ve yapıcı rolünün her iki taraf için de tek çıkış yolu haline geldiğini belirtti.

Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin terörle mücadeledeki başarısının ve Suriye sahasındaki istikrarlı duruşunun, bölgesel kaosun Türkiye sınırlarına sirayet etmesini engelleyen en büyük kalkan olduğunu vurguladı. Ankara’nın yürüttüğü akılcı diplomasinin bölgedeki etnik ve mezhepsel parçalanma senaryolarını boşa çıkardığını ifade eden Özgöker, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak barışın teminatı olduğunu hatırlattı. Programın sonunda, askeri teknolojilerin ve enerji kartlarının gölgesinde devam eden bu mücadelenin ancak güçlü bir diplomatik iradeyle sonlanabileceği mesajını verdi.