Suriye’de Yeni Dönem ve Küresel Güçlerin Strateji Değişimi

CNN Türk ekranlarında yayınlanan “Ne Oluyor?” programına konuk olan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye politikasındaki keskin dönüşü ve SDG (PKK/YPG) ile olan ortaklığının sona ermesinin şifrelerini analiz etti. Özgöker, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamalarıyla tescillenen bu yeni dönemi, terör örgütlerinin bölgedeki miadının dolduğunun en açık kanıtı olarak nitelendirdi. ABD’nin asıl amacının DEAŞ ile mücadele olduğunu belirten Özgöker, Suriye’de uluslararası alanda tanınan ve koalisyona katılan meşru bir merkezi yönetimin varlığının, terör örgütlerini aparat olarak kullanma gerekliliğini ortadan kaldırdığını ifade etti.

Programda terörle mücadelenin tarihsel arka planına değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, DEAŞ, El-Kaide ve Taliban gibi yapıların geçmişte “yeşil kuşak” teorisi çerçevesinde nasıl ortaya çıkarıldığını hatırlattı. Günümüzde ise Trump yönetiminin, maliyetli vekalet savaşlarından kaçınarak daha pragmatik ve devlet odaklı bir dış politikaya yöneldiğini savundu. Özgöker, ABD’nin bu stratejik geri çekilmesinin ve Şam yönetimiyle işbirliği sinyallerinin, bölgede yapay olarak kurulan “özerk” yapıların sonunu getirdiğini vurguladı.

Suriye’nin demografik yapısı üzerinden analizlerini sürdüren Prof. Dr. Uğur Özgöker, SDG’nin iddia ettiği 100 bin kişilik askeri gücün aslında büyük oranda yerel Arap aşiretlerinden oluştuğunu belirtti. Bu aşiretlerin geçmişte sadece ekonomik zorunluluklar ve merkezi yönetimin dışlayıcı politikaları nedeniyle bu yapıda yer aldığını ifade eden Özgöker, yeni Suriye devletinin kapsayıcı politikalarıyla bu aşiretlerin hızla saf değiştirdiğini ve SDG’nin askeri olarak çöktüğünü dile getirdi. Bir ülkede iki ordunun olamayacağını hatırlatan Özgöker, tüm silahlı unsurların merkezi orduya entegre edilmesinin bölgesel barış için tek yol olduğunu savundu.

Bölgesel aktörlerin rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu süreçteki asıl kazananın Türkiye olduğunu belirtti. Türkiye’nin 2015 yılından bu yana sınırlarının hemen güneyinde bir “terör devleti” kurulmasına izin vermeyeceği konusundaki kararlı duruşunun, ABD ve diğer küresel güçleri pozisyon değiştirmeye zorladığını ifade etti. Özgöker, Türkiye’nin hem sahada hem de masada yürüttüğü stratejik aklın, bölgede kurulmak istenen “ikinci İsrail” projelerini rafa kaldırdığını vurguladı.

Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki güçlü liderlik diplomasisine de vurgu yapan Özgöker, bu diyaloğun Suriye’deki düğümü çözen en önemli unsurlardan biri olduğunu söyledi. Trump’ın, bölgesel istikrarı sağlamada Türkiye’nin vazgeçilmez bir partner olduğunu kabul ettiğini belirten Özgöker, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının hem Türkiye’nin bekası hem de bölge halklarının huzuru için hayati önem taşıdığını kaydetti.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Suriye’de suların yavaş yavaş durulduğunu ve terörün yerini merkezi otoriteye ve barışçıl entegrasyona bıraktığı bir döneme girildiğini ifade etti. Bu süreçte Türkiye’nin “terörsüz bölge” vizyonunun hayata geçmeye başladığını belirten Özgöker, yeni Suriye nizamının Ortadoğu’daki dengeleri kalıcı olarak değiştireceği öngörüsüyle değerlendirmelerini tamamladı.