Asgari Ücret Zammı ve Etiket Oyunları: Tüketiciyi Kim Koruyacak?

CNN TÜRK ekranlarında gerçekleştirilen ve 2026 yılı asgari ücretinin değerlendirildiği canlı yayında, Prof. Dr. Uğur Özgöker hem akademik kimliğiyle hem de Tüketici ve Rekabet Derneği Başkanı sıfatıyla önemli uyarılarda bulundu. Açıklanan yüzde 27’lik artış oranını ve 28.075 TL’lik net rakamı Türkiye’nin içinde bulunduğu dezenflasyon süreci açısından “makul” olarak nitelendiren Özgöker, bu oranın aynı zamanda önümüzdeki yıl bir erken seçim olmayacağının da en net göstergesi olduğunu vurguladı.

Programda asgari ücretin miktarından ziyade piyasadaki yansımalarına dikkat çeken Özgöker, en büyük tehlikenin “zam fırsatçılığı” olduğunu belirtti. İşçinin zamlı maaşını ancak 31 Ocak 2026 tarihinde cebine koyabileceğini hatırlatan Özgöker, buna karşın etiketlerin “yarından itibaren” değişmeye başlayacağı gerçeğine isyan etti. Henüz işverenin cebinden çıkan bir maliyet artışı olmamasına, hatta akaryakıt gibi girdi maliyetlerinde düşüşler yaşanmasına rağmen peynirden zeytine temel gıda maddelerine anında zam yapılmasının ekonomik bir temeli olmadığını savundu.

Prof. Dr. Özgöker, bu haksız fiyat artışlarıyla mücadele konusunda topu yerel yönetimlere attı. Belediyelerin asli görevinin tüketiciyi korumak olduğunu belirterek, “Dün peynir kaç paraydı, bugün neden arttı?” sorusunun hesabının sorulması gerektiğini ifade etti. Yerel yönetimlerin “ıvır zıvır” işlerle uğraşmak yerine, vatandaşın mağduriyetini önleyecek sıkı fiyat denetimlerine odaklanması çağrısında bulundu.

Yayında ayrıca asgari ücretin döviz bazındaki karşılığına da değinen Özgöker, rakamın Avrupa standartlarına göre düşük kalabileceğini ancak Türkiye ekonomisinin mevcut gerçekleri ve enflasyonla mücadele programı göz önüne alındığında işveren açısından da sürdürülebilir bir seviyede tutulduğunu belirtti. İşverenin bu artışı bahane ederek fahiş fiyat uygulamalarına gitmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Sonuç olarak Özgöker, asgari ücret artışının tek başına refah sağlamayacağını, aslolanın alım gücünü korumak olduğunu vurguladı. Bunun yolunun da merkezi hükümetin para politikaları kadar, yerel yönetimlerin ve Ticaret Bakanlığı’nın sahadaki etkin denetimlerinden geçtiğini belirterek, tüketici haklarının korunması noktasında yetkilileri göreve davet etti.