Küresel Jeopolitikte Yapay Zeka Savaşları ve Suriye’nin Geleceği
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında küresel sistemdeki paradigma değişimini, Suriye’deki yeni dengeleri ve yapay zekanın modern çatışmalardaki belirleyici rolünü kapsamlı bir stratejik analizle ele aldı. Özgöker, geleneksel diplomasi ve savaş yöntemlerinin artık yerini siber operasyonlar ve teknolojik üstünlüğe dayalı hibrit modellere bıraktığını vurguladı. Özellikle dünya siyasetinde “güçlü liderliklerin” ve pragmatik ittifakların öne çıktığı bu dönemde, Türkiye’nin oyun kurucu rolünün her zamankinden daha kritik bir noktaya ulaştığını belirtti.
Suriye dosyasında yaşanan Suriye-SDG (PKK/YPG) müzakerelerini değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu süreci terör unsurlarının tasfiyesi ve Suriye’nin üniter yapısının tesisi için tarihi bir dönemeç olarak nitelendirdi. ABD’nin SDG ile ortaklığını sona erdirmesinin sahada yeni bir gerçeklik yarattığını ifade eden Özgöker, bir ülkede iki ayrı ordunun bulunmasının sürdürülebilir olmadığını ve tüm silahlı yapıların Şam yönetimine entegre olmasının tek çözüm olduğunu savundu. Bu durumun, Türkiye’nin sınır güvenliği ve “terörsüz bölge” vizyonu için büyük bir kazanım olduğunu dile getirdi.
Programın en dikkat çekici başlıklarından biri olan “İran’ın ABD’yi yapay zeka ile vurması” iddiası üzerine teknik analizlerde bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, modern savaşların artık sadece sahada değil, dijital uzayda kazanıldığını belirtti. Yapay zekanın askeri karar alma süreçlerine ve savunma sistemlerine entegrasyonunun küresel güç dengelerini sarstığını ifade eden Özgöker, siber saldırıların konvansiyonel silahlardan çok daha yıkıcı etkiler yaratabileceği uyarısında bulundu. İran-ABD geriliminin bu yeni boyutuyla tüm Ortadoğu’nun teknolojik bir kuşatma altında olduğunu sözlerine ekledi.
Donald Trump’ın “Önce Amerika” vizyonunun bölgesel çatışmalardan çekilerek enerji ve teknoloji gibi stratejik alanlara odaklandığını belirten Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD dış politikasındaki bu eksen kaymasını analiz etti. Washington’ın maliyetli vekalet savaşlarını bitirme isteğinin bölgesel aktörleri daha proaktif olmaya zorladığını söyleyen Özgöker, Türkiye’nin bu süreçte kurduğu bölgesel ittifakların küresel dayatmalara karşı en güçlü kalkan olduğunu vurguladı. Enerji yollarının güvenliğinin, geleceğin süper gücü olmanın temel şartı haline geldiğini hatırlattı.
Ekonomik perspektifte ise küresel gerilimlerin altın fiyatları üzerindeki etkisine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, jeopolitik belirsizliklerin artmasıyla altının güvenli liman olma özelliğini koruduğunu ifade etti. Yapay zeka savaşları ve bölgesel istikrarsızlıkların finansal piyasalarda öngörülebilirliği azalttığını belirten Özgöker, altın fiyatlarındaki hareketliliğin küresel risk iştahıyla doğrudan bağlantılı olduğunu açıkladı. Yatırımcıların artık sadece ekonomik verilere değil, haritadaki askeri hareketliliklere de bakarak pozisyon aldığı bir dönemden geçildiğini belirtti.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin bu çok kutuplu ve teknoloji odaklı yeni düzende hem askeri kapasitesini hem de diplomatik ağırlığını korumasının hayati önem taşıdığını savundu. Ankara’nın “Ankara Merkezli” bakış açısıyla yürüttüğü bağımsız politikaların, küresel fırtınalardan başarıyla çıkmak için yegane yol olduğunu belirten Özgöker, Suriye’den İran’a, siber uzaydan finans piyasalarına kadar her alanda milli bir strateji izlenmesinin gerekliliğini vurgulayarak analizlerini tamamladı.
