Yeni Dünya Düzeni ve Trump’ın Jeopolitik Hamleleri
CNN Türk ekranlarında yayınlanan “Ne Oluyor?” programına konuk olan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Donald Trump’ın yeni dönem stratejilerini ve küresel siyasetin içinde bulunduğu keskin dönüşümü mercek altına aldı. Programda, özellikle ABD’nin son dönemde attığı adımların artık klasik diplomatik yolların ötesine geçerek doğrudan güç politikalarına dayandığı vurgulandı. Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump’ın “Önce Amerika” vizyonunun sadece ekonomik bir tercih değil, aynı zamanda jeopolitik bir yeniden yapılandırma süreci olduğunu ifade etti.
Analizinde tarihsel perspektife geniş yer veren Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1823 tarihli Monroe Doktrini’nin günümüzde modern bir yorumla nasıl yeniden canlandırıldığını açıkladı. Küba’nın stratejik konumu ve geçmişteki Füze Krizi gibi kritik dönemeçler üzerinden güncel olayları değerlendiren Özgöker, ABD’nin “arka bahçesi” olarak gördüğü bölgelerde neden daha agresif bir tutum takındığını tarihsel kanıtlarla ortaya koydu. Özellikle Venezuela’daki gelişmelerin, sadece bir rejim değişikliği değil, rakiplerin bölgedeki etkisini tamamen kırmaya yönelik stratejik bir hamle olduğu belirtildi.
Küresel ısınma ile birlikte stratejik önemi katlanan Grönland ve Arktik bölgesi üzerine de önemli tespitlerde bulunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu bölgenin zengin yeraltı kaynaklarına dikkat çekti. Demir, altın, uranyum ve hidrokarbon yataklarının ABD’nin ulusal güvenlik öncelikleri arasına girdiğini vurgulayan Özgöker, Grönland tartışmalarının temelinde Çin ve Rusya’nın bölgedeki varlığını sınırlama amacının yattığını belirtti. Bu durumun, ABD ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde yeni ve derin çatlaklar oluşturabileceği ihtimali üzerinde duruldu.
Ortadoğu ve İran denklemini de enerji jeopolitiği üzerinden okuyan Prof. Dr. Uğur Özgöker, dünyanın en büyük enerji rezervlerine sahip ülkelerin Trump’ın hedef listesinde yer almasının tesadüf olmadığını hatırlattı. Enerji kaynaklarının kontrolünün, yeni dünya düzeninde en güçlü diplomatik koz haline geldiğini belirten Özgöker, İran’ın bölgedeki etkisi ve iç dinamikleri üzerinden yürüttüğü stratejilerin artık küresel bir dirençle karşılaştığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların etkisini yitirdiği ve “orman kanunlarının” daha fazla hissedildiği bir döneme girildiğini savunan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu kaotik ortamda ülkelerin kendi öz güçlerine dayanmalarının önemine vurgu yaptı. Türkiye’nin özellikle Karadeniz’deki barışı koruyucu ve dengeleyici rolünün hayati olduğunu söyleyen Özgöker, Karadeniz’in güvenliğinin bölge ülkeleri ve özellikle Türkiye için vazgeçilmez bir egemenlik meselesi olduğunu belirtti.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, önümüzdeki yılların çok daha sert diplomatik hamlelere ve hatta beklenmedik askeri operasyonlara gebe olduğunu öngördü. Küresel güçlerin yeni paylaşım savaşlarında Türkiye gibi stratejik oyuncuların akılcı ve proaktif bir diplomasi yürütmesi gerektiğinin altını çizerek değerlendirmelerini tamamladı.
