Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’daki savaşın seyrini ve küresel enerji arzının ana damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik mücadeleyi derinlemesine analiz etti. ABD ve İran arasındaki gerilimin son 25 yıldır “Hürmüz Boğazı” üzerinden tırmandığını belirten Özgöker, bu stratejik su yolunun ilk kez bu denli fiili bir engelleme ile karşı karşıya kaldığını vurguladı. Dünya enerji taşımacılığının %20’sinden fazlasının geçtiği bu bölgenin kapatılmasının, küresel ekonomi için telafisi imkansız sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Hürmüz Boğazı’nın hukuki statüsüne dair önemli bilgiler paylaşan Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1918 Wilson prensiplerinden 1982 Uluslararası Deniz Hukuku sözleşmelerine kadar uzanan süreçte doğal su yollarının tüm dünyaya açık olması gerektiğini hatırlattı. İstanbul ve Çanakkale Boğazları gibi Hürmüz’ün de uluslararası bir su yolu olduğunu belirten Özgöker, İran’ın bu bölgeyi tek taraflı olarak kapatma hakkının bulunmadığını, ancak sahadaki askeri gücüyle fiili bir kontrol mekanizması kurduğunu dile getirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşa dair tutumunu ve açıklamalarını değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump’ın “Hürmüz’ün kapatılacağını düşünmüyordum” şeklindeki ifadelerinin sahadaki gerçeklerle bağdaşmadığını savundu. Trump’ın açıklamalarının daha çok piyasaları rahatlatmaya yönelik “pansuman” niteliğinde olduğunu belirten Özgöker, ABD’nin bölgeye uçak gemileri göndermesine rağmen Hürmüz’ün coğrafi zorlukları ve İran’ın savunma hattı nedeniyle bölgeyi açmakta yetersiz kaldığını belirtti.

Petrol krizinin ekonomik ve sosyal boyutlarına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, savaşın başlamasından bu yana petrol fiyatlarının %100’e yakın artış gösterdiğini ifade etti. Bu durumun küresel bir “stagflasyon” (duraklama içinde enflasyon) dalgasına yol açabileceği uyarısında bulunan Özgöker, üretim faaliyetlerinin azalması ve işsizlik oranlarının artmasıyla dünya ekonomilerinin derin bir krizle karşı karşıya kalacağını öngördüğünü paylaştı.

Savaşın küresel aktörleri arasındaki ilişkilere de değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Rusya’nın bu süreçten en kârlı çıkan aktör olduğunu savundu. Ukrayna savaşının dünya gündeminden düşmesi, petrol fiyatlarının artması ve Rusya üzerindeki ambargoların hafiflemesi nedeniyle Moskova’nın mevcut durumu bozacak bir müdahalede bulunmayacağını belirtti. Öte yandan, Çin’in enerji ihtiyacı ve üretim kapasitesi göz önüne alındığında, Hürmüz’ün kapalı kalmasından en çok zarar gören ülkelerin başında geldiğini hatırlattı.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Orta Doğu’daki bu krizin askeri yöntemlerle çözülmesinin çok zor olduğunu ve 35 gündür devam eden savaşın meşru bir gerekçesinin bulunmadığını ifade etti. Bölgedeki sivil kayıpların ve ekonomik yıkımın ancak güçlü bir diplomatik iradeyle sonlandırılabileceğini belirten Özgöker, Hürmüz Boğazı’nın geleceğinin dünya sisteminin yeni dengelerini belirleyeceğini vurgulayarak analizini tamamladı.