Orta Doğu’da Savaşın Bir Ayı: Stratejik Çıkmazlar ve Gelecek Senaryoları

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’da bir ayını geride bırakan savaşın askeri, siyasi ve ekonomik boyutlarını kapsamlı bir şekilde analiz etti. Savaşın taraflarını ve asıl motivasyonlarını değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, mevcut durumun yalnızca iki taraflı bir çatışma değil, ABD’nin gönülsüz katılımıyla şekillenen üçlü bir denklem olduğunu belirtti. Amerika’nın aslında İran rejiminden ekonomik olarak faydalandığını ancak İsrail’in “Arz-ı Mevud” idealini gerçekleştirmek adına yürüttüğü baskı ve şantaj politikaları sonucu savaşa dahil edildiğini vurguladı.

Savaşın sahadaki sonuçlarını yorumlayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bugün itibariyle bir ateşkes olması durumunda İran’ın mutlak bir zafer ilan etmiş sayılacağını ifade etti. Dünyanın en büyük güçlerine karşı direnç gösteren İran’ın, İsrail’in stratejik noktalarını ve ABD’nin uçak gemilerini hedef alarak ciddi bir askeri başarı sergilediğini dile getirdi. İsrail tarafının üst düzey suikastlar ve nükleer tesis saldırılarıyla zafer algısı oluşturmaya çalıştığını ancak sahadaki gerçeğin çok daha karmaşık olduğunu belirtti. Özgöker, bu süreçte asıl kaybedenin siyasi geleceği tehlikeye giren Donald Trump olduğunu savundu.

Ekonomik ve jeopolitik yansımalar üzerine duran Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin Orta Doğu’daki müttefikleriyle olan ilişkilerinin ciddi şekilde zedelendiğine dikkat çekti. Körfez ülkelerinin, ABD üsleri nedeniyle hedef haline gelmekten duydukları rahatsızlığı dile getiren Özgöker, bu durumun Amerika’nın bölgedeki güvenlik şemsiyesi imajını yerle bir ettiğini belirtti. Ayrıca İran’ın ekonomik olarak Türkiye’den çok daha geride olduğunu ancak dış saldırılar karşısında halkın rejim etrafında kenetlendiğini ve milli bir bilinçle hareket ettiğini ifade etti.

Askeri olasılıkları değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran’ın karadan işgal edilmesinin teknik olarak imkansız olduğunu hatırlattı. ABD’nin tek şansının, İran petrolünün %90’ının ihraç edildiği Hark Adası’nı ve Hürmüz Boğazı’ndaki stratejik noktaları işgal ederek enerji piyasasını kontrol altına almak olduğunu belirtti. Hark Adası’nın askeri altyapısının imha edilmesine rağmen petrol tesislerine dokunulmamasının, ABD’nin bu kaynaklara el koyma niyetini gösterdiğini savundu. Özgöker’e göre, ancak bu tür stratejik noktaların kontrolü sağlanırsa Trump için bir “başarı hikayesi”nden söz edilebilecektir.

Diplomatik çözüm yolları ve masadaki şartlar konusunda ise Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran’ın nükleer enerji ve petrol kontrolü gibi konularda müzakereye açık olabileceğini ancak egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini belirtti. Hürmüz Boğazı üzerinden geçiş ücreti alınması gibi uluslararası hukuka aykırı taleplerin birer pazarlık unsuru olduğunu ifade eden Özgöker, kalıcı barışın ancak her iki tarafın da kabul edebileceği gerçekçi bir zemin üzerinde inşa edilebileceğini vurguladı.

Son olarak bölgedeki istikrarın önemine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin güçlü yönetimi ve stratejik aklıyla bu kaos ortamında güvenli bir liman olmaya devam ettiğini belirtti. Orta Doğu’daki dengelerin yeniden kurulması sürecinde Türkiye’nin arabuluculuk rolünün ve bölgedeki askeri-diplomatik varlığının hayati önem taşıdığını hatırlatarak analizini tamamladı.