Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’li emekli Albay Douglas McGregor’ın “Erdoğan Trump’tan çok daha zeki ve Türkiye, İsrail için tek varoluşsal tehdittir” şeklindeki çarpıcı açıklamalarını değerlendirerek, McGregor’ın Pentagon’a danışmanlık yapan ve Amerikan derin devletinin kodlarını çok iyi bilen kritik bir figür olduğunu belirtmiştir. ABD’nin Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarını teslim etme vaadinin arkasında, Ankara’yı askeri olarak kontrol altında tutma ve İsrail ile olası bir sıcak çatışmaya girmesini engelleme stratejisinin yattığını ifade eden Özgöker, Batılı güçlerin bu tür askeri projeleri tamamen bir denetim ve baskı mekanizması olarak kurguladığını dile getirmiştir.

Geçmişte yaşanan dışa bağımlılık krizlerine dikkat çeken Özgöker, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Türk jetlerinin lastik yokluğundan dolayı hangardan çıkamadığı zorlu dönemi hatırlatarak, o süreçte Muammer Kaddafi’nin verdiği lastik desteğiyle krizin aşıldığını ve ardından Petlas’ın kurulduğunu belirtmiştir. Günümüzde ise Türkiye’nin bu tür parça ve klips bağımlılıklarını Aselsan ortaklığındaki aviyonik ve yazılımsal hamlelerle tamamen çözdüğünü vurgulayan Özgöker, yerli motora sahip KAAN savaş uçağının 2031’de envantere girmesi ve Kızılelma gibi insansız platformların gelişmesiyle ABD’nin Türkiye’yi manipüle etme döneminin kapandığını söylemiştir. ABD hangarlarında bekleyen 5 adet F-35’in teslimatının tamamen sembolik olduğunu ve Türkiye’nin geniş çaplı operasyonel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu eklemiştir.

Bölgesel diplomasi ekseninde Lübnan basınında çıkan iddiaları da ele alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü akılcı diplomasi sayesinde ABD Başkanı Donald Trump’ı, İsrail ordusunun Suriye ve Lübnan topraklarından acilen çekilmesi gerektiği konusunda ikna ettiğini belirtmiştir. Son üç haftada olgunlaştırılan Türk-Katar bölgesel istikrar planının Trump’a aktarıldığını ifade eden Özgöker, Trump’ın bu barışçıl yaklaşıma hak verse de İsrail yönetimini ve Başbakan Binyamin Netanyahu’yu ikna etmekte zorlandığını kaydetmiştir. Trump’ın, sivil katliamlara yol açan İsrail ordusu yerine, Hizbullah ile mücadele görevini Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’ya devretme ve Şara yönetimine yeşil ışık yakma eğiliminde olduğunu da sözlerine eklemiştir.

Ortadoğu’daki istikrarsızlığın kökenlerini analiz eden Özgöker, hem İsrail’deki Netanyahu yönetiminin hem de İran içindeki Devrim Muhafızları Ordusu’nun kendi siyasi bekaları ve iktidarlarını sürdürmek için savaşı kasten körüklediğini savunmuştur. İran’da Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Irakçi gibi yasal aktörlerin uzlaşı taraftarı olmasına rağmen, ülkede adeta paralel bir devlet, bürokrasi ve ekonomi kuran Devrim Muhafızları’nın bu barış zeminini sabote ettiğini ifade etmiştir. Şah döneminden kalan devasa petrol ve petrokimya varlıklarına çöken bu klik yüzünden petrol zengini İran halkının yakıt, elektrik ve internet sıkıntısı çekerek sefalete sürüklendiğini, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının 300 milyar dolara gerilediğini, buna karşın kaynakları kısıtlı olan Türkiye’nin 1.7 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik büyüklüğe ulaştığını belirtmiştir.

Son olarak, ABD’deki siyonist lobilerin finans, medya ve bankacılık sektörlerini bir kanser uru gibi sardığını dile getiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, Trump’ın bu yapılar tarafından Epstein Adası dosyaları ve suikast tehditleri gibi şantajlarla yoğun baskı altına alındığını öne sürmüştür. Hürmüz Boğazı ve Babülmendep Boğazı’nın Husiler vasıtasıyla tamamen kapatılması durumunda küresel petrol fiyatlarının 200 dolara fırlayacağını, bunun da tüm dünyada gıda ve lojistik maliyetlerini dörde katlayacağını uyaran Özgöker, küresel bir ekonomik felaketi önlemek için Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore ve Kanada gibi uluslararası toplum aktörlerinin Trump’a destek vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Ortadoğu ve dünya barışının tesis edilebilmesi için katil Netanyahu’nun hapse atılması ve İran’daki Devrim Muhafızları’nın fiilen pasifize edilmesi dışında başka bir seçeneğin bulunmadığını belirten Özgöker, Türkiye’nin de bu süreçte kilit bir dengeleyici rol üstleneceğini ifade ederek analizini tamamlamıştır.