Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a yönelik başlattığı operasyonun perde arkasını ve gelinen noktayı çarpıcı tespitlerle değerlendirdi. ABD’nin asıl amacının söylenenlerin aksine kesinlikle bir rejim değişikliği olmadığını vurgulayan Özgöker, temel motivasyonun dünyanın ikinci büyük petrol rezervlerine sahip olan İran üzerinde kendine müzahir bir yönetim kurmak olduğunu belirtti. Bir iş adamı kimliğiyle hareket eden Trump’ın, Amerikan şirketlerinin bu zengin enerji kaynaklarını işletmesini ve her talebine “evet” diyecek bir yapı tesis edilmesini arzuladığını ifade etti.
Savaşın başlamasındaki en kritik etkenin İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Trump üzerindeki baskısı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, İsrail’in bölgedeki amacının çatışmayı genişleterek kendi etki alanını ve vadedilmiş topraklar idealini gerçekleştirmek olduğunu söyledi. Netanyahu’nun operasyon öncesinde Trump’ı Epstein dosyaları gibi şahsi belgelerle tehdit ettiğini ve siyonist lobilerin medya ile finans üzerindeki gücünü kullanarak ABD’yi bu savaşa zorladığını belirtti. Özgöker’e göre, 28 Şubat sabahı başlayan Amerikan saldırıları, stratejik bir zorunluluktan ziyade bu şantajın bir neticesi olarak gerçekleşti.
Askeri ve ekonomik maliyetler açısından bakıldığında, ABD’nin günde yaklaşık 1,5 milyar dolar harcadığına dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, operasyonun şu ana kadar gerçek bir başarı getirmediğini savundu. Üst düzey İranlı komutanların veya dini liderin hedef alınmasının sembolik bir anlam taşıdığını, ancak ABD için asıl başarının ancak petrol kaynaklarına tam kontrol sağlanmasıyla ölçülebileceğini ifade etti. Vietnam ve Afganistan gibi geçmişteki büyük hezimetlerle kıyaslandığında, ABD’nin şu ana kadar verdiği sınırlı askeri kayıpları bir şans olarak nitelendiren Özgöker, yine de Amerikan kamuoyunun artan maliyetlerden duyduğu rahatsızlığı vurguladı.
Trump’ın NATO ülkelerinden yardım istemesini bir sıkışmışlık göstergesi olarak yorumlayan Özgöker, ABD’nin Hürmüz Boğazı meselesini tek başına halledemediğini belirtti. Dünya enerjisinin ve doğal gazının önemli bir kısmının geçtiği bu stratejik noktanın kapanması durumunda özellikle Avrupa’nın büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağını, Trump’ın da bu enerji krizini bir koz olarak kullanarak müttefiklerini savaşın içine çekmeye çalıştığını dile getirdi. Kendi enerji kaynakları yeterli olsa da, Trump’ın NATO ülkelerini “siz mahvolursunuz” diyerek taşın altına elini sokmaya zorladığına dikkat çekti.
İran’ın direnç kapasitesinin ve füze teknolojisinin beklenenden çok daha ileri düzeyde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, bugün bir ateşkes ilan edilmesi durumunda İran’ın mutlak bir zafer kazanmış sayılacağını savundu. İran’ın ne petrol tesislerinin ne de stratejik limanlarının ciddi bir zarar görmediğini, aksine rejim değişikliği beklentilerinin boşa çıktığını belirtti. Kasım ayındaki seçimler yaklaşırken Trump’ın Amerikan vergi mükelleflerinin parasını bu denli büyük bir hızla tüketmesinin kendisini köşeye sıkıştırdığını, bu düğümün nasıl çözüleceğinin ise bölgedeki direnişin seyrine bağlı olduğunu söyleyerek analizini tamamladı.
