Orta Doğu’da Tarihi Dönemeç: İran’ın Stratejik Zaferi ve Diplomasinin Geleceği

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’da 40 gündür devam eden ve küresel dengeleri sarsan İran-İsrail-ABD savaşının ateşkes sürecini derinlemesine analiz etti. Savaşın geldiği noktayı değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, mevcut tablonun İran için tarihi bir zafer, ABD ve İsrail için ise stratejik bir hezimet olduğunu vurguladı. Özgöker, dünyanın en büyük askeri güçlerine karşı 40 gün boyunca toprak bütünlüğünü koruyan ve geri adım atmayan İran’ın, kadim devlet geleneği sayesinde bu süreçten güçlenerek çıktığını belirtti.

Savaşın tarafları arasındaki motivasyonları yorumlayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu savaşa İsrail Başbakanı Netanyahu’nun şantaj ve baskıları sonucu gönülsüzce sürüklendiğini ifade etti. Amerika’nın aslında İran rejiminden ekonomik olarak beslendiğini, ancak İsrail’in “Arz-ı Mevud” ideali uğruna bölgeyi ateşe attığını dile getiren Özgöker, Netanyahu’nun Trump’ı Epstein dosyaları gibi kişisel belgelerle köşeye sıkıştırdığını savundu. Bu süreçte asıl kaybedenin itibarını yitiren Trump ve güvenliğine darbe vurulan Körfez ülkeleri olduğunu belirtti.

Ekonomik ve jeopolitik yansımalar konusunda Hürmüz Boğazı’nın durumuna özel bir parantez açan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu stratejik su yolunun küresel ekonomi üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. İran’ın Hürmüz kartını kullanarak Batılı müttefikleri ve müttefiki Körfez ülkelerini köşeye sıkıştırdığını ifade eden Özgöker, doğal su yollarının uluslararası hukuka göre açık olması gerektiğini ancak İran’ın sahadaki fiili gücüyle yeni bir düzen dayattığını belirtti. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ve sermaye kaçışının özellikle Dubai ve Abu Dabi ekonomilerinde yarattığı büyük tahribata vurgu yaptı.

Diplomatik çözüm yolları üzerine konuşan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in sunduğu ateşkes teklifinin rasyonel bir çıkış yolu sunduğunu ifade etti. Bu teklifin hem ABD hem de İran tarafından kabul edilmesinin tarafların savaşı sürdürme konusundaki isteksizliğini gösterdiğini savunan Özgöker, kalıcı bir barışın ancak Türkiye’nin arabuluculuğunda ve rasyonel bir zemin üzerinde inşa edilebileceğini belirtti. İsrail’in bu süreci sabote etme ihtimaline karşı uyarıda bulunarak, Lübnan ve Gazze’deki katliamların ateşkes kapsamı dışında tutulmasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.

Askeri teknolojilerin ve toplumsal direncin önemine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, İran halkının rejim karşıtı olsa bile vatan savunması söz konusu olduğunda tek yumruk haline gelmesinin ABD ve İsrail’in hesaplarını bozduğunu belirtti. “Demir Kubbe”nin delinmesi ve ABD uçaklarının düşürülmesinin küresel askeri prestijleri sarstığını ifade eden Özgöker, bu durumun çok kutuplu dünya düzenine geçişi hızlandırdığını savundu. Ayrıca Rusya’nın bu krizden stratejik ve ekonomik olarak en kârlı çıkan aktör olduğunu hatırlattı.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Orta Doğu’daki bu kanlı sürecin ancak bölge ülkelerinin ortak iradesi ve emperyalist müdahalelerden arındırılmış bir diplomasiyle sonlandırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin hem askeri gücü hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğü ahlaki dış politikayla bölge barışının yegane anahtarı olduğunu vurgulayan Özgöker, siyonist planların ancak bölgesel bir dayanışma ve “İnsanlık İttifakı” ile alt edilebileceğini ifade ederek analizini tamamladı.