Prof. Dr. Uğur Özgöker’in “Avrupa’nın Rusya’ya Karşı Hızlı Savunma Hamlesi” Üzerine Değerlendirmesi
Programda Avrupa Birliği’nin yeni savunma stratejisi, Rusya’ya karşı oluşturulmakta olan “hızlı müdahale gücü” ve Türkiye’nin bu süreçteki jeopolitik konumu tartışılmıştır. Prof. Dr. Uğur Özgöker, Avrupa’nın tarihsel olarak savunma konularında parçalı davrandığını, NATO dışında bağımsız bir askeri mekanizma kurma girişimlerinin ise hep eksik kaldığını belirtmiştir. Ona göre son dönemde Fransa ve Almanya öncülüğünde gündeme gelen “Avrupa Ordusu” söylemi, ABD’nin NATO üzerindeki baskın rolüne bir tepki niteliğindedir.
Özgöker, Ukrayna-Rusya savaşının Avrupa güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdiğini, Avrupa Birliği’nin enerji bağımlılığını azaltmak kadar askeri özerklik kazanma arayışına da yöneldiğini ifade etmiştir. Ancak bunun kısa vadede gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, çünkü Avrupa ülkelerinin savunma sanayilerinin ve dış politika önceliklerinin hâlâ birbirinden farklı olduğunu vurgulamıştır. “Birliğin askeri kararlılıktan ziyade ekonomik reflekslerle hareket ettiği sürece, hızlı savunma gücü kâğıt üzerinde kalır” demiştir.
Özgöker ayrıca Türkiye’nin bu yeni güvenlik denklemindeki rolüne dikkat çekmiştir. Türkiye’nin hem NATO üyesi hem de bölgesel güç olarak Avrupa güvenliği açısından stratejik konumda bulunduğunu, bu nedenle AB’nin oluşturmak istediği savunma yapısının Türkiye’yi dışlamasının rasyonel olmayacağını söylemiştir. Ona göre Türkiye’nin savunma alanında hem üretim kabiliyeti (SİHA, hava savunma sistemleri, yerli savunma teknolojileri) hem de coğrafi avantajı, onu vazgeçilmez bir aktör hâline getirmektedir.
Enerji güvenliği ve Doğu Akdeniz konusu da tartışmanın bir parçası olmuştur. Özgöker, Rusya’ya karşı enerji bağımsızlığı hedefleyen Avrupa’nın, Akdeniz enerji koridorunu Türkiye üzerinden güvence altına almadan başarıya ulaşamayacağını belirtmiştir. Türkiye’nin hem TANAP gibi projelerle enerji arz güvenliğini desteklediğini hem de Karadeniz üzerinden lojistik köprü işlevi gördüğünü vurgulamıştır.
Son olarak, Avrupa’nın yeni savunma girişimlerinin NATO içindeki dengeyi nasıl etkileyeceğine değinen Özgöker, bu çabanın ABD ile Avrupa arasında “siyasi bağımsızlık arayışı” olarak da okunabileceğini belirtmiştir. Türkiye’nin bu süreçte “denge politikası”nı koruyarak hem NATO hem AB ile ilişkilerini aynı anda sürdürmesinin ulusal çıkarlar açısından en doğru strateji olduğunu ifade etmiştir.
