Programda Washington–Moskova hattındaki diplomatik gerilim, iptal edilen zirve ve Beyaz Saray’daki “kaçak inşaat” iddiaları masaya yatırılmıştır. Prof. Dr. Uğur Özgöker, süreci Soğuk Savaş’ın güncellenmiş versiyonu olarak nitelendirerek, ABD’nin küresel üstünlüğünü koruma çabasının artık askeri hamlelerden çok algı yönetimi ve ekonomik baskı politikalarıyla sürdüğünü belirtmiştir.
Özgöker’e göre, Beyaz Saray’daki gizli tadilat veya güvenlik altyapısı yenileme iddiaları sembolik anlam taşımaktadır. Bu durum, ABD yönetiminin iç politikadaki sıkışmışlığını ve seçim sürecinde artan güvenlik kaygılarını yansıtmaktadır. Ayrıca, “inşaat” söyleminin medyada abartılı biçimde yer almasının, kamuoyunda gündem saptırma stratejisinin bir parçası olduğunu ifade etmiştir.
ABD-Rusya ilişkilerine değinen Özgöker, iptal edilen zirvenin yalnızca iki liderin ajandasındaki bir erteleme değil, aynı zamanda enerji ve savunma diplomasisinde bir kırılma noktası olduğunu vurgulamıştır. Avrupa’nın enerji güvenliği ve Ortadoğu’daki denge politikaları bu gerilimin dolaylı sonuçları arasında yer almaktadır. Türkiye’nin bu iki güç arasında “denge aktörü” rolünü sürdürmesinin önemine dikkat çekmiştir.
Özgöker, Washington’daki iç dengelerin Biden yönetimi açısından giderek kırılganlaştığını, Kongre’deki Cumhuriyetçi muhalefetin dış politikayı bloke ettiğini belirtmiştir. Ona göre, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları sürdürebilmesi için Avrupa ittifakını ikna etmesi gerekmektedir; aksi hâlde hem ekonomik hem diplomatik meşruiyet kaybı yaşanacaktır.
Son olarak Özgöker, Türkiye’nin bu süreçte çok taraflı diplomasi yürütmesinin gerekliliğini vurgulamış; “Batı’nın kendi iç krizlerinden fırsat doğar” sözleriyle Ankara’nın bölgesel güç statüsünü pekiştirme potansiyeline işaret etmiştir.
