Küresel Paylaşım Savaşları ve Türkiye’nin Stratejik Konumu
Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Suriye ve İran merkezli yaşanan küresel gerilimleri tarihsel bir perspektifle değerlendirdi. Dünyanın mevcut durumunu 1915 ve 1936 yıllarının sancılı dönemlerine benzeten Özgöker, aslında bir “Dünya Savaşı”nın içinde olduğumuzu ancak bunun henüz resmen ilan edilmediğini savundu. Bu kaotik ortamda Türkiye’nin istikrarını koruyan bir “kutup başı” olarak öne çıktığını ve bölgesel dengelerde belirleyici bir aktör haline geldiğini vurguladı.
Trump yönetiminin dış politika vizyonunu mercek altına alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin artık maliyetli vekalet savaşları yerine doğrudan stratejik kaynaklara odaklandığını belirtti. Trump’ın “güç yoluyla barış” (Peace through Strength) doktrinini uyguladığını ifade eden Özgöker, bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki güçlü liderlik diplomasisinin Suriye ve Ortadoğu’daki düğümleri çözen en önemli unsurlardan biri olduğunu dile getirdi.
İran’ın iç dinamikleri ve ekonomik çıkmazı üzerine çarpıcı tespitlerde bulunan Özgöker, ülkenin devasa enerji kaynaklarına rağmen yönetimsel bir iflas yaşadığına dikkat çekti. Türkiye’nin 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine karşılık İran’ın 400 milyar dolarda kalmasını fevkalade kötü yönetimin bir sonucu olarak nitelendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, halkın derin yoksullukla mücadele ettiği bir dönemde rejimin dış müdahalelerle konsolide edilmeye çalışıldığını savundu.
Olası bir askeri harekatın teknik boyutlarını ele alan Özgöker, İran’a yönelik doğrudan bir kara harekatının Amerikan askerleri için büyük bir risk taşıyacağını hatırlattı. ABD’nin daha çok modern teknolojik silahlar, siber operasyonlar ve hava saldırılarıyla sonuç almaya çalışacağını öngören Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1980’deki başarısız askeri operasyonlardan dersler çıkarılması gerektiğini ve karadan işgalin imkansızlığını vurguladı.
Enerji jeopolitiği ve Hürmüz Boğazı meselesine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, bölgedeki enerji akışının küresel ekonominin “şah damarı” olduğunu ifade etti. İran’ın “Hürmüz’ü kapatırız” tehdidinin ancak rejimin çöküş aşamasında başvuracağı son bir hamle olabileceğini belirten Özgöker, ABD’nin bölgeye yaptığı devasa donanma yığınağının temel amacının nükleer tehditten ziyade Çin’in enerji yollarını kontrol altına almak olduğunu dile getirdi.
Sonuç olarak Türkiye’nin bölgesel liderlik vizyonunun ve yürüttüğü bağımsız politikaların önemine vurgu yapan Prof. Dr. Uğur Özgöker, yeni dünya düzeninde güçlü devletlerin ayakta kalacağını belirtti. Ankara’nın “Ankara Merkezli” bakış açısıyla oluşturduğu bölgesel ittifakların küresel dayatmalara karşı en güçlü kalkan olduğunu söyleyen Özgöker, 21. yüzyılın bir “Türk Yüzyılı” olacağı inancıyla değerlendirmelerini tamamladı.
