Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Orta Doğu’daki gerilimin en kritik evresini, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a tanıdığı 48 saatlik mühlet üzerinden analiz etti. Savaşın sadece askeri bir boyutu olmadığını, aynı zamanda bir medeniyetler ve enerji savaşına evrildiğini belirten Özgöker, tarafların stratejik hamlelerini derinlemesine masaya yatırdı. Bu sürecin küresel dengeleri nasıl kökten sarsabileceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu.
Trump’ın “bir medeniyeti bir daha geri getirilmemek üzere yok etme” tehdidini değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu sert retoriğin aslında bir psikolojik harp unsuru olduğunu vurguladı. Özgöker’e göre, Trump bu tür maksimalist açıklamalarla bir yandan düşmanının gardını düşürmeye çalışırken, diğer yandan kendi kamuoyuna bir “zafer ilüzyonu” satmaya çabalıyor. Ancak bu tür tehditlerin 3.000 yıllık kadim bir devlet geleneği olan İran üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını belirtti.
Enerji krizinin ve Hürmüz Boğazı’nın kilit önemine dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, petrol fiyatlarının 100 dolar bandını aşmasının dünya ekonomisi için bir “enflasyonist tsunami” anlamına geldiğini ifade etti. Boğazın kontrolü üzerine yürütülen bilek güreşinin sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa ve Asya ekonomilerini de felç edebileceğini savunan Özgöker, küresel tedarik zincirlerinin kopma noktasına geldiği uyarısını yineledi.
Bölgedeki arabuluculuk çabalarına da değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye ve Pakistan’ın üstlendiği kritik role işaret etti. Ankara’nın rasyonel devlet aklıyla Şii-Sünni kutuplaşmasının önüne geçen yegane güç olduğunu belirten Özgöker, diplomasiye şans verilmesi gerektiğini savundu. Barışın ancak bölgesel bir ortak iradeyle mümkün olabileceğini, aksi takdirde emperyalist odakların bölgeyi bir bataklığa sürükleyeceğini dile getirdi.
İran’ın iç dinamiklerini ve toplumsal direncini analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, dış saldırıların İran halkını rejimle kenetlediğini gözlemlediğini aktardı. “Mozaik savunma” stratejisinin ve halkın vatan savunması konusundaki hassasiyetinin, Batı’nın “hızlı rejim değişikliği” hesaplarını bozduğunu ifade eden Özgöker, sahadaki askeri gerçekliğin kağıt üzerindeki planlardan çok farklı işlediğini vurguladı.
Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Orta Doğu’daki bu kanlı sürecin askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini, çözümün her zaman olduğu gibi sağduyu ve rasyonel diplomaside yattığını belirtti. Trump’ın içine düştüğü stratejik sıkışmışlıktan çıkabilmesi için bölge halklarının onurunu kırmayan bir orta yol bulmasının hayati önem taşıdığını hatırlatan Özgöker, Türkiye’nin dengeleyici rolünün bölge barışı için tek gerçekçi anahtar olduğunu ifade ederek analizini tamamladı.