Küresel siyasetin ve uluslararası ilişkilerin yapısal bir kabuk değişimi sürecinden geçtiği günümüzde, tek kutuplu hegemonik sistem yerini hızla çok merkezli yeni bir paradigmaya bırakmaktadır. Katıldığı televizyon programında bu köklü jeopolitik dönüşümü derinlemesine masaya yatıran Prof. Dr. Uğur Özgöker, dünyada yaşanan bölgesel krizlerin, deniz ablukalarının ve askeri çatışmaların lokal birer sürtüşme olmanın ötesinde, yeni dünya düzeninin kuruluş sancıları olduğunu belirtmektedir. Özgöker’e göre, Batı merkezli küresel denetim mekanizmalarının zayıflaması, uluslararası sistemde güç boşlukları yaratmakta ve bu boşluklar orta büyüklükteki proaktif aktörler tarafından yeniden doldurulmaktadır.

Washington, Moskova ve Pekin hattındaki stratejik güç kaymalarını rasyonel bir dış politika perspektifiyle değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD yönetiminin maliyetli ve uzun süreli savaşlardan kaçınarak daha pragmatik, ticari ve maksimalist bir diplomasi modeli geliştirmeye çalıştığını ifade etmektedir. Buna karşılık Avrasya ve Asya-Pasifik ekseninde kristalleşen Rusya, Çin ve Kuzey Kore yakınlaşmasının Batı’nın hegemonik baskılarına karşı dayanıklı bir direnç mimarisi inşa ettiğini vurgulamaktadır. Küresel güçlerin birbirini dizginleme mücadelesinde artık kesin zaferlerin yerini donmuş ihtilaf senaryolarının aldığını belirten Özgöker, kağıt üzerindeki stratejik planların sahadaki asimetrik gerçekliklerle her zaman örtüşmediğine dikkat çekmektedir.

Uluslararası ticaret yollarının ve küresel enerji arz güvenliğinin kalbi konumundaki boğazlar ile deniz geçiş koridorları üzerinde yürütülen hakimiyet mücadelelerine özel bir parantez açan Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu bölgelerde uygulanan fiili ablukalar ile haksız müdahalelerin dünya ekonomisi üzerinde bir enflasyonist tsunami yaratma potansiyeli taşıdığını hatırlatmaktadır. Deniz hukukuna göre serbest seyrüsefere açık tutulması gereken doğal su yollarının birer ekonomik ve siyasi silah olarak kullanılmasının tedarik zincirlerinde kalıcı kırılmalara yol açtığını belirten Özgöker, tarafların maksimalist taleplerinden geri adım atmaması durumunda krizlerin küresel piyasaları felç edecek bir sarmala dönüşebileceği uyarısında bulunmaktadır.

Çok kutuplu bu yeni ekosistemde Türkiye’nin üstlendiği stratejik konumu analiz eden Prof. Dr. Uğur Özgöker, Ankara’nın Batı bloku, Avrasya coğrafyası ve Orta Doğu havzası arasında başarıyla uyguladığı dengeli “sarkaç ülke” refleksinin bölgesel istikrar için vazgeçilmez bir emniyet supabı olduğunu savunmaktadır. Türkiye’nin Kuzey Atlantik İttifakı’ndan Türk Devletleri Teşkilatı’na kadar uzanan çok yönlü diplomatik ağını proaktif bir devlet aklıyla yönettiğini ifade eden Özgöker, Ankara’nın küresel barış arayışlarında artık sadece bir alternatif müttefik değil, oyunun kurallarını belirleyen ana kutup başlarından biri haline geldiğini dile getirmektedir.

Diplomatik sahadaki bu iddialı ve yapıcı duruşun arkasındaki en büyük dayanağın yerli ve milli savunma sanayiindeki teknolojik şahlanış olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, askeri kapasitenin masadaki müzakere gücünü doğrudan perçinlediğini belirtmektedir. Gelişmiş füze teknolojileri, insansız hava araçları ve deniz platformları ile Türkiye’nin dışa bağımlılığı kıran asimetrik bir caydırıcılık düzeyine ulaştığını ifade eden Özgöker, bu askeri olgunluğun dış politikadaki egemenlik iddialarını yapısal bir otonomiyle taçlandırdığını ve Türkiye’yi tehdit edilemez bir bölgesel güç seviyesine yükselttiğini savunmaktadır.

Sonucu olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, uluslararası sistemin yeniden inşası sürecinde duygusal ve konjonktürel dış politika söylemlerinin yerine, her zaman rasyonel devlet aklının ve çok boyutlu stratejik tasarımların galip geleceğini vurgulamaktadır. Yakın gelecekte küresel düzenin, bloklar arası zımni iş birlikleri ve asimetrik caydırıcılık dengeleri üzerinden şekilleneceğini belirten Özgöker, ekonomik özerkliğini koruyan, iç istikrarını tahkim eden ve askeri hazırlığını diplomatik esneklikle birleştiren devletlerin bu kaotik dönüşümden kazançlı çıkacağını ifade ederek analizlerini tamamlamaktadır.