Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin tedarik sürecini başarıyla tamamladığı Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının üretim sürecinin resmen başlamasını ve planlanan takvim doğrultusunda ilk 6 uçağın 2030 yılında Türk Hava Kuvvetleri envanterine teslim edilecek olmasını stratejik açıdan değerlendirmiştir. 4,5 nesil savaş uçağı sınıfında yer alan Eurofighter platformlarının envantere girmesiyle birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgesel hava hakimiyetinde çok kritik bir üstünlük ve caydırıcılık elde edeceğini ifade etmiştir.

Milli Muharip Uçak KAAN’ın 2030’lu yıllarda tam kapasiteyle envantere girmesine kadar geçecek 5-6 yıllık geçiş döneminde bir operasyonel boşluk oluşmaması gerektiğini belirten Özgöker, Eurofighter tedarikinin F-16’lardan KAAN’a uzanan süreçte hayati bir “köprü görevi” üstleneceğini vurgulamıştır. Özgöker, bu uçakların yalnızca bir hava platformu kazanımı olarak görülmemesi gerektiğini, 200 kilometre menzilli görüş ötesi radar güdümlü gelişmiş füze sistemlerine erişim sağlanmasıyla bölgedeki güvenlik paradigmasının kökten değişeceğini dile getirmiştir.

Eurofighter savaş uçaklarının tedarik edilmesinin askeri vuruş gücünün yanı sıra psikolojik açıdan da muazzam bir etki doğuracağını kaydeden Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin bu adımla hem Avrupa Birliği hem de Ortadoğu’daki müttefikleriyle çok daha sıkı ve kurumsal bir işbirliği zeminine kavuşacağını savunmuştur. Bu çok uluslu tedarik mekanizmasının, Türkiye’ye dış politikada Amerika Birleşik Devletleri’nden daha bağımsız hareket edebilme esnekliği kazandıracağını ve kendi milli muharip uçağını geliştirme sürecinde ülkeye önemli bir hız katacağını belirtmiştir.

Tedarik sürecinde geçmişte karşılaşılan diplomatik ve askeri engellemelere de değinen Özgöker, Türkiye’nin bölgesel hava üstünlüğünü sınırlandırmak amacıyla Almanya, Yunanistan ve İsrail merkezli bir lobi tarafından yürütülen ambargo ve blokaj girişimlerinin artık tamamen aşıldığına dikkat çekmiştir. Türkiye’nin kararlı diplomasisiyle bu direnç hattının kırıldığını ifade eden Özgöker, 2027 ve 2028 yıllarından itibaren savunma sanayiinde ve hava gücü kapasitesinde çok daha hızlı bir ivmelenmeye şahit olunacağını kaydederek değerlendirmesini tamamlamıştır.