ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela ile imzalandığını duyurduğu ve 65 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervini (yaklaşık 5,8 trilyon dolar) kapsayan tarihi petrol anlaşması, küresel enerji jeopolitiğinde ve petrodolar denkleminde yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Programda değerlendirmelerde bulunan uzmanlar ve 21. Dönem Milletvekili Ahmet Özal, ABD rafinerilerinin Venezuela’nın ağır ham petrolüne olan yapısal ihtiyacına dikkat çekmiştir. ABD’nin günlük petrol üretimini Venezuela rezervleriyle birleştirerek küresel arzın yarısından fazlasını kontrol edebilecek bir kapasiteye ulaşacağı, bu durumun Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltarak Çin gibi yüksek miktarda petrol ithal eden ülkeler üzerinde doğrudan bir baskı mekanizması oluşturacağı ifade edilmiştir. Prof. Dr. Uğur Özgöker ise bu hamlenin sadece ekonomik bir kazanım değil, 2014 Kırım krizi sonrasında petrol fiyatlarının 30 dolara düşürülerek Rusya ekonomisine verilen darbe gibi, Çin ve Rusya’yı çevrelemeye dönük çok boyutlu bir jeopolitik kaldıraç olduğunu vurgulamıştır.
Programın bir diğer önemli gündem maddesini, MİT Dış Operasyonlar Dairesi eski yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli ölümüne ilişkin dosyanın yeniden açılması oluşturmuştur. Koğuştaki acil çağrı butonuna basılmasından itibaren sağlık ekiplerinin 30 dakika gecikmesi, hastane yolunda ambulansın vardiya değişimi gerekçesiyle 10 dakika bekletilmesi ve cezaevi doktorunun durumdan haberdar edilmemesi gibi toplam 40 dakikayı aşan ağır ihmaller zinciri masaya yatırılmıştır. Kozinoğlu’nun Orta Asya’daki FETÖ okulları aleyhine hazırladığı stratejik raporlar ve duruşmada yapacağı savunma öncesinde hayatını kaybetmesi, ölümün kasıtlı bir FETÖ suikastı olabileceği yönündeki kuvvetli şüpheleri yeniden gündeme taşımıştır.
Eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, 1993 yılındaki karanlık olaylar zincirini (Uğur Mumcu, Adnan Kahveci ve Eşref Bitlis suikastları) hatırlatarak babasının vefatına dair çarpıcı detaylar paylaşmıştır. Özal, 17 Nisan 1993’te terörün bitirilmesi ve silah bırakma sürecinin ilan edileceği gün Çankaya Köşkü’nde yaşanan ani kalp durması, köşkteki nöbetçi ambulans ve doktorların bulunmayışı, 1967 model bir araçla Hacettepe Çocuk Bölümü’ne sevk edilmesi ve Hacettepe’de alınan kan örneklerinin yıllar sonra “yanlışlıkla döküldü” denilerek yok edilmesi gibi kronolojik soru işaretlerini aktarmıştır. Fethullah Gülen’in 1991 yılında Sızıntı dergisinde Özal’ı doğrudan ölümle tehdit eden başyazısına değinen Ahmet Özal, 2012’deki Fethi-i Kabir sürecinde bulunan 4 ayrı zehir bulgusunun yeni faili meçhul araştırmaları kapsamında aydınlatılmasını temenni ettiklerini belirtmiştir.
Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında ise eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli çakarlı araçların örgüt yöneticileri ve firariler tarafından kullanılması skandalı ele alınmıştır. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in canlı yayındaki “Bakanın beyanları ile dosyadaki resmi kayıtlar örtüşmüyor” açıklaması çerçevesinde; kiralama yetkisi olmayan bir şirketten sembolik bedelle kiralanan aracın, Kuriş yapılanmasının firari yöneticisi Hilmi Tuna Kuriş’i Marmaris Bozburun üzerinden Yunan adalarına kaçırmaya çalışırken yakalandığı hatırlatılmıştır. Hukukçular ve güvenlik uzmanları, bu araçların geçmişe dönük PTS (Plaka Tanıma Sistemi) ve HTS baz istasyonu kayıtlarının taranarak olası diğer kaçış ve gayriresmi kurye ağlarının ortaya çıkarılacağını ifade etmiştir.
Program sırasında ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında bazı medya organlarında çıkan “yurt dışına kayıt dışı para aktarıldığı” iddialarına yönelik resen soruşturma başlattığı duyurulmuştur. Savcılığın maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla MASAK ve adli istinabe mekanizmalarını devreye sokacağı belirtilirken, Melih Gökçek’in sosyal medya üzerinden “Veremeyeceğim hiçbir hesabım yoktur, Türk adaletine güveniyorum” açıklaması aktarılmıştır. Yayın esnasında Çanakkale Ayvacık’ta kalp krizi geçirerek 18 Mart Üniversitesi Hastanesi’nde anjiyo olan ve stent takılan komedyen Cem Yılmaz’ın sağlık durumunun iyi olduğu ve koroner yoğun bakımda tedbir amaçlı takip edildiği bilgisi de paylaşılmıştır.