Prof. Dr. Uğur Özgöker, tarım ve gıda piyasasında yaşanan fahiş fiyat artışlarının serbest piyasa dinamikleriyle açıklanamayacağını, ortada açık bir soygun ve kartelleşme düzeni bulunduğunu ifade etti. Tüketici ve Rekabetin Korunması Derneği Genel Başkanı olarak Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat ve Adalet Bakanı Akın Gürlek koordinasyonunda yürütülen çoklu bakanlık operasyonunu desteklediğini belirten Özgöker; 1982 Anayasası’nın devlete piyasalarda tekelleşme ve kartelleşmeyi önleme ile tüketiciyi koruma görevi verdiğini, ancak geçmişte bu anayasal ilkelerin uygulama kanunlarının lobi baskılarıyla uzun yıllar engellendiğini kaydetti.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddelerine dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, firmaların fiyatları paralel şekilde artırmasının ve hâkim durumun kötüye kullanılmasının kanunen yasak olduğunu hatırlattı. Türkiye’deki mevcut idari para cezalarının yetersiz kaldığını vurgulayan Özgöker; kanunun cironun yüzde 10’una kadar ceza kesme yetkisi tanımasına rağmen Rekabet Kurumu’nun geçmiş uygulamalarda çoğunlukla yüzde 1 civarında kaldığını, cezayı ürün fiyatına yansıtarak çıkaran fırsatçılara karşı ceza oranının yüzde 50’ye yükseltilmesi ve ABD’deki gibi doğrudan hapis cezası getirilmesi gerektiğini savundu. ABD’deki antitröst yasalarını örnek gösteren Özgöker; piyasayı domine eden ITT, Pan American ve Microsoft gibi dev tekellerin rekabet oluşturulması amacıyla bölündüğünü, Türkiye’de de 800-900 milyon liralık hacme ulaşan ana gıda tedarikçilerinin parçalanarak rekabete zorlanmasının şart olduğunu söyledi.
Fahiş fiyat uygulamalarına hapis cezası getirilmesi girişimlerinin geçmişte de engellendiğini hatırlatan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Bülent Ecevit hükümeti döneminde benzer bir yasal düzenleme yapılmak istenirken iş dünyası kuruluşlarının “ekonomik suça ekonomik ceza verilmeli” ilanlarıyla süreci tıkadığını ve hükümetin düşürüldüğünü dile getirdi. Bir marketin yerel üreticiden ucuz ürün almasını engelleyip yalnızca belirli tedarikçinin pahalı ürünlerini satmaya zorlanmasının açık bir rekabet ihlali olduğunu belirten Özgöker, pazar hâkimiyetini kötüye kullanan bu zincirin kırılarak üretici ile tüketicinin doğrudan buluşturulması gerektiğini kaydetti.
Programın ikinci bölümünde Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümü ve Kurtlar Vadisi dizisindeki yansımalarını değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, dünyada istihbarat ve derin devlet temalı yapımların operasyonlar gerçekleştikten sonra çekildiğini, ancak bu dizide Kozinoğlu’nun ölümünden yalnızca iki gün önce benzer bir sahnenin yayınlanmasının tesadüf olamayacağını vurguladı. Olayın kronolojisi ve isim benzerliği göz önüne alındığında bu tablonun gerçekleşme ihtimalinin 10 milyonda bir bile olamayacağını belirten Özgöker, senaryonun önceden bilinçli bir sufle ve istihbarat akışıyla kurgulandığını ifade etti.
Raci Şaşmaz’ın savcılık ifadesindeki ifadelere de değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, senaristin bir yandan hiçbir suç odağıyla temasının olmadığını söylerken diğer yandan “istihbarat içi çatışmaları anlatmak için bu karakteri kurguladık” demesinin açık bir tezat oluşturduğunu belirtti. Senaristlerin devletin kapalı kutusu sayılan istihbarat dengelerini dışarıdan bilmesinin mümkün olmadığını aktaran Özgöker; tıpkı 1987 ve 1995 yıllarında devleti içeriden zayıflatmak için sızdırılan 1. ve 2. MİT Raporları sürecinde olduğu gibi, kamu kurumlarına yerleşen paralel yapının senaryo ekibine bilgi aktararak onları birer enstrüman gibi kullandığını kaydetti.
15 Temmuz darbe girişimine uzanan süreçte FETÖ’nün emniyet, ordu, adliye ve üniversitelere bir ur gibi metastaz yaptığını dile getiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, yürütülen sürecin klasik bir psikolojik harp ve kamu diplomasisi operasyonu olduğunu belirtti. Geçmişte bürokraside görev yaptığı dönemden örnek veren Özgöker; Fener Rum Patrikhanesi aracına emniyet tarafından Lozan Antlaşması’na aykırı biçimde “Ekümenik Patrik Bartholomeos” anlamına gelen “EPB” resmi plakasının tahsis edilmiş olmasını anımsatarak, devlet kadrolarına sızan örgütün subliminal mesajlar ve simgeler üzerinden devleti aciz gösterme taktiğini sistematik biçimde uyguladığını sözlerine ekledi.