Ortadoğu’da Yeni Güç Dengeleri ve Türkiye’nin Stratejik Vizyonu

Prof. Dr. Uğur Özgöker, katıldığı televizyon programında Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında tırmanan gerilimi ve Suriye sahasındaki gelişmeleri kapsamlı bir analizle ele aldı. Dünyanın mevcut durumunu 1915 ve 1936 yıllarının sancılı dönemlerine benzeten Özgöker, aslında bir “Dünya Savaşı”nın içinde olduğumuzu ancak bunun henüz resmen ilan edilmediğini savundu. Bu kaotik ortamda Türkiye’nin istikrarını koruyan bir “kutup başı” olarak öne çıktığını ve bölgesel dengelerde belirleyici bir aktör haline geldiğini vurguladı.

İran-ABD denklemindeki askeri hareketliliği değerlendiren Prof. Dr. Uğur Özgöker, ABD’nin bölgeye devasa bir donanma yığınağı yapmasının temelinde nükleer tehditlerden ziyade ekonomik ve stratejik bir sömürü düzeninin yattığını ifade etti. Washington’ın İran’daki mevcut rejimden aslında stratejik olarak beslendiğini savunan Özgöker, ambargolar aracılığıyla İran petrolünü ucuza alıp kendi malzemelerini pahalıya satmanın ABD’nin işine geldiğini belirtti. Doğrudan bir kara harekatının Amerikan askerleri için büyük bir risk taşıyacağını, bu nedenle hava saldırıları veya siber operasyonların daha olası bir seçenek olduğunu dile getirdi.

Suriye sahasındaki gelişmeleri ve terör örgütü yapılanmalarının son durumunu da mercek altına alan Özgöker, bölgedeki “büyük çözülme” sürecine dikkat çekti. Terörün ancak güçlü merkezi devlet yapılarının tesisiyle kurutulabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Uğur Özgöker, Suriye’nin üniter yapısının korunmasının hem Şam yönetimi hem de Türkiye’nin sınır güvenliği için vazgeçilmez bir öncelik olduğunu hatırlattı. Bölgedeki aşiretlerin desteğinin merkezi yönetime yönelmesinin, suni yapılanmaların halk nezdinde bir karşılığı olmadığını kanıtladığını belirtti.

Küresel ittifakların dönüştüğü bir süreçten geçildiğini söyleyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Türkiye’nin liderliğinde şekillenen bölgesel işbirliklerinin (Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır gibi) önemine dikkat çekti. ABD’nin artık her istediğini yaptırabildiği o eski dünyanın kapandığını savunan Özgöker, Türkiye’nin bağımsız politikaları ve yerli savunma sanayindeki atılımlarının küresel dayatmalara karşı en güçlü kalkan olduğunu ifade etti. Enerji koridorları ve ticaret yolları üzerindeki hakimiyetin geleceğin süper gücü olmanın temel şartı haline geldiğini ekledi.

İç politikadaki tartışmalara ve eğitim alanındaki dini etkinliklere yönelik eleştirilere de değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, bu tür suni gündemlerin aslında Türkiye’nin bölgesel gücünü zayıflatmaya yönelik dış kaynaklı birer operasyon olduğunu savundu. Türkiye’nin kendi değerlerine ve milli iradesine dayanarak yürüttüğü politikaların, Anadolu’dan uzaklaşmış çevreleri rahatsız ettiğini belirtti. Özgöker, güçlü bir siyasi irade ve toplumsal birliktelik sayesinde Türkiye’nin bu küresel fırtınadan başarıyla çıkacağını ve 21. yüzyılın bir “Türk Yüzyılı” olacağı öngörüsünü paylaştı.

Sonuç olarak Prof. Dr. Uğur Özgöker, Ortadoğu’daki istikrarsızlık sarmalından çıkışın ancak yerel dinamiklerin ve güçlü devlet yapılarının korunmasıyla mümkün olacağını ifade etti. Türkiye’nin hem askeri kapasitesi hem de diplomatik ağırlığıyla yeni yüzyılda oyun kurucu rolünü pekiştireceğini kaydeden Özgöker, enerji yolları üzerindeki hakimiyetin ve milli savunma sanayindeki atılımların küresel çalkantılara karşı en büyük güvence olduğunu belirterek analizlerini tamamladı.