Prof. Dr. Uğur Özgöker, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast teşebbüsünde bulunan 37 kişilik FETÖ timinin son firari üyesi Burkay Karatepe’nin Afyonkarahisar’da yakalanmasını değerlendirmiştir. Devlet hafızasının ve adalet arayışının zaman aşımına uğramayacağını belirten Özgöker, 10 yıl boyunca saklanmayı başaran bu kilit teröristin yakalanmasının emniyet ve istihbarat birimlerinin kararlı mücadelesini bir kez daha kanıtladığını vurgulamıştır. Özgöker, ele geçirilen dijital materyaller, kripto iletişim araçları ve finansal kaynakların deşifre edilmesiyle, terör örgütünün yurt içindeki Kütahya-Eskişehir-Afyon üçgeninde kurulu uyuyan hücrelerinin ve lojistik destek ağlarının çorap söküğü gibi ortaya çıkarılacağını ifade etmiştir.

Türkiye tarihinin en karanlık dönemi olarak nitelendirilen 1993 yılına ve o dönem işlenen faili meçhul suikastlara dikkat çeken Prof. Dr. Uğur Özgöker, Uğur Mumcu, Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve Turgut Özal gibi vatansever isimlerin hedef alınmasının tesadüf olmadığını savunmuştur. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Çekiç Güç’ün bölgeye yerleşmesiyle birlikte CIA ve Mossad merkezli “Büyük İsrail/Kürdistan” projesinin devreye sokulduğunu belirten Özgöker, terör sorununu milli imkanlarla çözmek ve bölgedeki dış müdahaleleri sonlandırmak isteyen tüm akil isimlerin bu karanlık odaklarca tasfiye edildiğini dile getirmiştir. Özgöker, koalisyon hükümetlerinin yarattığı siyasi istikrarsızlıktan beslenen bu dış güçlerin, Türkiye’nin büyümesini ve terörden arınmasını onlarca yıl geciktirdiğini kaydetmiştir.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik tırmandırdığı askeri müdahaleleri ve sivil altyapıları hedef alan bombardımanları değerlendiren Özgöker, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kendi iç siyasi ve hukuki krizlerinden kaçmak adına ABD’yi bölgesel bir savaşa sürüklediğini ifade etmiştir. 93 milyonluk nüfusu, 1.7 milyon kilometrekarelik yüzölçümü ve 3000 yıllık devlet geleneği olan İran’ın karadan işgal edilemeyeceğini vurgulayan Özgöker, elektrik santralleri ve su arıtma tesislerinin hedeflenmesinin insani bir krize yol açacağını belirtmiştir. Hürmüz ve Babülmendep boğazlarının kapanması durumunda petrol varil fiyatlarının 150-200 dolar seviyelerine fırlayacağını hatırlatan Özgöker, bu tırmanışın sadece Ortadoğu’yu değil, tüm dünya ekonomisini ve Avrupa ülkelerini büyük bir felakete sürükleyeceğini savunmuştur.

1 Ağustos KKTC Toplumsal Direniş Bayramı vesilesiyle Doğu Akdeniz jeopolitiğine değinen Prof. Dr. Uğur Özgöker, Oruç Reis sismik araştırma gemisinin ilan edilen Navtex kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin stratejik önemine vurgu yapmıştır. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den tasfiye etme amacı taşıyan “EastMed” projesinin çöktüğünü belirten Özgöker, Türkiye’nin KKTC’ye denizin altından taşıdığı suyun ardından şimdi de çift hatlı doğalgaz boru hattı inşa ederek adayı tamamen Türkiye’ye entegre ettiğini dile getirmiştir. Avrupa’nın 30 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabilecek Doğu Akdeniz doğalgazının en güvenli ve ekonomik güzergahının Türkiye olduğunu ifade eden Özgöker, Mavi Vatan haklarından ve Kıbrıs’taki Türk varlığından asla taviz verilemeyeceğini kaydetmiştir.

Son olarak Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayiinde ulaştığı noktayı tarihsel bir perspektifle ele alan Prof. Dr. Uğur Özgöker, 1952 yılında NATO’ya girilmesiyle ABD’nin Türkiye’deki askeri imalatı durdurduğunu ve ülkeyi kendine bağımlı kıldığını hatırlatmıştır. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı döneminde savaşan jetlere takılacak yedek lastik dahi bulunamadığını, krizin Muammer Kaddafi’nin gönderdiği destekle aşıldığını ve ardından Aselsan, Havelsan, Roketsan ve Petlas gibi milli kurumların temellerinin atıldığını belirten Özgöker, Türkiye’nin bugün %80’in üzerindeki yerlilik oranıyla dünyada 9. büyük silah ihracatçısı konumuna yükseldiğini vurgulamıştır. Özgöker; KAAN savaş uçağı, Kızılelma ve Akya torpidosu gibi milli projeler sayesinde Türkiye’nin artık kimseden izin almadan kendi vatanını ve Mavi Vatan’ı savunabilecek tam bağımsız bir küresel güce dönüştüğünü sözlerine eklemiştir.